User: reddkit |
Hedefteki Petrol (SKY Turk) Iraktaki Petrol Şavaşı üzerine Kuzey Irak'ta çekilmiş belgeselin tanıtımı. Tags: hedefdeki petrol sky turk ırak benzin ahmet akpolat ilkin ündeş |
User: OsmanliOgluAtaturk |
Rehber Kuran Hedef Turan Hakkari Çukurca'da çıkan çatışma sonucu 4 asker şehit oldu. Çatışmanın ardından olay yerine giden bir helikopter kırıma uğradı. Teknik arıza nedeniyle kırıma uğrayan helikopterde de bir güvenlik görevlisi şehit oldu. Hakkari'deki çatışmada şehit olan askerlerin Uzman Çavuş Ferhat Erdin (Amasya), Komando Er Ferdi Sefa Kılıç (İzmir), Komando Er Umut Çiftçi (İzmir), Er Hasan İrkoç (Muş) olduğu belirtildi. Şırnak'ta helikopterin kırıma uğraması sonucu yaralandıktan sonra şehit olan askerin ise Piyade Onbaşı Orhan Marhan (Bitlis) olduğu belirtildi. Tags: Hakkari'de asker şehit Komando Bordo Bereliler Uzman Çavuş Çukurca Çatışma Van Filo Komutanlığı Mhp osman öztunc ülkücü yemini bozkurt |
User: barissevgi1 |
ŞİRİNYER Hava Askeri Karargahı Fuhuş Dosyası Üyesi olan ülkelerin ve dolaylı olarak dünyanın güvenliğini sağlayacak olan NATO'nun İzmir'deki karargahı tam anlamıyla skandal olarak değerlendirilebilecek bir askeri birliktir.Bütün Türkiye'deki askeri birlikler potansiyel olarak terörün hedefi olmakla birlikte Şirinyer'deki karargahın içerisinde dost ülkelerin personelinin olması ayrıca önem arz etmektedir. ( Veysi ağar zamanında) Bir süre önce bu karargah ile ilgili tüm bilgi ve belgeler deşifre edilmişti.Bunun üzerine yeni tedbirler alındı ve uygulandı. Ama maalesef hiçbir şey değişmiyor.Önceden olduğu gibi yine her türlü bilgi ortalıkta dolaşıyor.Komutan birliğine sahip çıkmak yerine önceki komutanı suçluyor.Enkaz edebiyatı yapıyor. Resimlere baktığınızda birliğin meyhaneye ve kerhaneye döndüğünü göreceksiniz.Erler kadınları birliğin içine ,koğuşlara sokmuşlar.Uyuşturucu ve içki içiyorlar.Binlerce mermi ve onlarca silahla oyun oynuyorlar.Askercilik ve savaş oyunu oynuyorlar.Her an üzücü bir olay ve kaza meydana gelebilir.Ne olduğu belli olmayan kadınların rahatça girdiği birliğe teröristlerin girmesi de kolay olsa gerek. Fazla bir şey yazmaya gerek yok .fotoğrafları incelendiğinizde her şeyi göreceksiniz.Bu fotoğraflar Hava Kuvvetlerini ,TSK ni ve Türkiye Cumhuriyetini tüm dünya karşısında zor durumda bırakmaz mı?.Dünya günlerce bizi konuşabilir. Daha önce yetkililere gönderdim. İmzasız diye dikkate almadılar. Böyle bir mektubun altına nasıl imzamı atabilirim? Amacım hava kuvvetlerini yıpratmak değil. Kamuoyu ile paylaşmayı tercih ettim. Dünyanın güvenliğini sağlayacak kuruluşun güvenliği hiç güven vermiyor.Acaba sorumlular nerede ne yapıyor? Tags: Şirinyer Hava Askeri Karargahı fuhuş dosyası |
User: barissevgi1 |
ŞİRİNYER Hava Askeri Karargahı İçki Alemleri Dosyası Üyesi olan ülkelerin ve dolaylı olarak dünyanın güvenliğini sağlayacak olan NATO'nun İzmir'deki karargahı tam anlamıyla skandal olarak değerlendirilebilecek bir askeri birliktir.Bütün Türkiye'deki askeri birlikler potansiyel olarak terörün hedefi olmakla birlikte Şirinyer'deki karargahın içerisinde dost ülkelerin personelinin olması ayrıca önem arz etmektedir. ( Veysi ağar zamanında) Bir süre önce bu karargah ile ilgili tüm bilgi ve belgeler deşifre edilmişti.Bunun üzerine yeni tedbirler alındı ve uygulandı. Ama maalesef hiçbir şey değişmiyor.Önceden olduğu gibi yine her türlü bilgi ortalıkta dolaşıyor.Komutan birliğine sahip çıkmak yerine önceki komutanı suçluyor.Enkaz edebiyatı yapıyor. Resimlere baktığınızda birliğin meyhaneye ve kerhaneye döndüğünü göreceksiniz.Erler kadınları birliğin içine ,koğuşlara sokmuşlar.Uyuşturucu ve içki içiyorlar.Binlerce mermi ve onlarca silahla oyun oynuyorlar.Askercilik ve savaş oyunu oynuyorlar.Her an üzücü bir olay ve kaza meydana gelebilir.Ne olduğu belli olmayan kadınların rahatça girdiği birliğe teröristlerin girmesi de kolay olsa gerek. Fazla bir şey yazmaya gerek yok .fotoğrafları incelendiğinizde her şeyi göreceksiniz.Bu fotoğraflar Hava Kuvvetlerini ,TSK ni ve Türkiye Cumhuriyetini tüm dünya karşısında zor durumda bırakmaz mı?.Dünya günlerce bizi konuşabilir. Daha önce yetkililere gönderdim. İmzasız diye dikkate almadılar. Böyle bir mektubun altına nasıl imzamı atabilirim? Amacım hava kuvvetlerini yıpratmak değil. Kamuoyu ile paylaşmayı tercih ettim. Dünyanın güvenliğini sağlayacak kuruluşun güvenliği hiç güven vermiyor.Acaba sorumlular nerede ne yapıyor? Tags: ŞİRİNYER Hava Askeri Karargahı İçki Alemleri Dosyası |
User: barissevgi1 |
ŞİRİNYER Hava Askeri Karargahı Uyuşturucu Dosyası Üyesi olan ülkelerin ve dolaylı olarak dünyanın güvenliğini sağlayacak olan NATO'nun İzmir'deki karargahı tam anlamıyla skandal olarak değerlendirilebilecek bir askeri birliktir.Bütün Türkiye'deki askeri birlikler potansiyel olarak terörün hedefi olmakla birlikte Şirinyer'deki karargahın içerisinde dost ülkelerin personelinin olması ayrıca önem arz etmektedir. ( Veysi ağar zamanında) Bir süre önce bu karargah ile ilgili tüm bilgi ve belgeler deşifre edilmişti.Bunun üzerine yeni tedbirler alındı ve uygulandı. Ama maalesef hiçbir şey değişmiyor.Önceden olduğu gibi yine her türlü bilgi ortalıkta dolaşıyor.Komutan birliğine sahip çıkmak yerine önceki komutanı suçluyor.Enkaz edebiyatı yapıyor. Resimlere baktığınızda birliğin meyhaneye ve kerhaneye döndüğünü göreceksiniz.Erler kadınları birliğin içine ,koğuşlara sokmuşlar.Uyuşturucu ve içki içiyorlar.Binlerce mermi ve onlarca silahla oyun oynuyorlar.Askercilik ve savaş oyunu oynuyorlar.Her an üzücü bir olay ve kaza meydana gelebilir.Ne olduğu belli olmayan kadınların rahatça girdiği birliğe teröristlerin girmesi de kolay olsa gerek. Fazla bir şey yazmaya gerek yok .fotoğrafları incelendiğinizde her şeyi göreceksiniz.Bu fotoğraflar Hava Kuvvetlerini ,TSK ni ve Türkiye Cumhuriyetini tüm dünya karşısında zor durumda bırakmaz mı?.Dünya günlerce bizi konuşabilir. Daha önce yetkililere gönderdim. İmzasız diye dikkate almadılar. Böyle bir mektubun altına nasıl imzamı atabilirim? Amacım hava kuvvetlerini yıpratmak değil. Kamuoyu ile paylaşmayı tercih ettim. Dünyanın güvenliğini sağlayacak kuruluşun güvenliği hiç güven vermiyor.Acaba sorumlular nerede ne yapıyor? Tags: şirinyer hava askeri uyuşturucu |
User: barissevgi1 |
ŞİRİNYER Hava Askeri Karargahı Disiplinsizlik Dosyası Üyesi olan ülkelerin ve dolaylı olarak dünyanın güvenliğini sağlayacak olan NATO'nun İzmir'deki karargahı tam anlamıyla skandal olarak değerlendirilebilecek bir askeri birliktir.Bütün Türkiye'deki askeri birlikler potansiyel olarak terörün hedefi olmakla birlikte Şirinyer'deki karargahın içerisinde dost ülkelerin personelinin olması ayrıca önem arz etmektedir. ( Veysi ağar zamanında) Bir süre önce bu karargah ile ilgili tüm bilgi ve belgeler deşifre edilmişti.Bunun üzerine yeni tedbirler alındı ve uygulandı. Ama maalesef hiçbir şey değişmiyor.Önceden olduğu gibi yine her türlü bilgi ortalıkta dolaşıyor.Komutan birliğine sahip çıkmak yerine önceki komutanı suçluyor.Enkaz edebiyatı yapıyor. Resimlere baktığınızda birliğin meyhaneye ve kerhaneye döndüğünü göreceksiniz.Erler kadınları birliğin içine ,koğuşlara sokmuşlar.Uyuşturucu ve içki içiyorlar.Binlerce mermi ve onlarca silahla oyun oynuyorlar.Askercilik ve savaş oyunu oynuyorlar.Her an üzücü bir olay ve kaza meydana gelebilir.Ne olduğu belli olmayan kadınların rahatça girdiği birliğe teröristlerin girmesi de kolay olsa gerek. Fazla bir şey yazmaya gerek yok .fotoğrafları incelendiğinizde her şeyi göreceksiniz.Bu fotoğraflar Hava Kuvvetlerini ,TSK ni ve Türkiye Cumhuriyetini tüm dünya karşısında zor durumda bırakmaz mı?.Dünya günlerce bizi konuşabilir. Daha önce yetkililere gönderdim. İmzasız diye dikkate almadılar. Böyle bir mektubun altına nasıl imzamı atabilirim? Amacım hava kuvvetlerini yıpratmak değil. Kamuoyu ile paylaşmayı tercih ettim. Dünyanın güvenliğini sağlayacak kuruluşun güvenliği hiç güven vermiyor.Acaba sorumlular nerede ne yapıyor? Tags: Şirinyer Askeri Hava Karargahı Disiplinsizlik Dosyası |
User: bleda1919 |
Medya dansözleri İşte birkaç örnek Hürriyet'in Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, 16 Ekim 2002'de köşesinde "Biz Kürt devletine niye karşıyız" başlığı ile yazdığı yazısında; "Bu soruyu üçünü defadır soruyorum. Soruyorum ve Ankara'da Dışişleri çevresinden beni ikna edici bir cevap alamıyorum. Ankara'nın sivil ve askeri çevrelerinden sadece şu cümleyi işitiyoruz: Kuzey Irak'ta bağımsız Kürt devletinin kurulması savaş nedenidir. Ben yıllardır bu politikanın biraz daha gerçekçi ve derinlemesine tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Mesela işe şu soruyla başlayabiliriz. Kuzey Irak'ta Türkiye'nin kontrolünde ona dost bir Kürt devletinin kurulması, bizim için daha iyi olmaz mı? Ben "Olur" diyorum. "Menfaatimize aykırıdır" diyenler ise, açıkça bir gerekçe göstermiyorlar" yorumunu yapmıştı. Gitarlı teröristler Büyük gazete(!), 10 Ekim 2004'teki birinci sayfadan anonslu Pazar ilavesindeki haberinde, yine oldukça şaşırtıyordu. Sebati Karakurt imzalı haberde, PKK'lı teröristleri sempatik göstermek için yapılmayan kalmamıştı. "Kadın bilinci Kürtçülüğü aştı" başlıklı haberde PKK'lı teröristlerin bir elinde silah, bir elinde gitarla verdikleri pozlar, "Bu kadar da olur mu? Bebek katillerine bu sempati neden?" dedirtmişti. Üstüne üstlük, terörist demeye dili varmadığı için eli kanlı katillerden "militan" diye söz ediyordu. Kırmızı çizgiler kalksın Özkök, 11 Nisan 2007'deki yasında daha da ileri gitmiş, "kırmızı çizgilerin" kaldırılmasını istemişti. Özkök, "Kovboy Kürtler" başlıklı yazısında şunları yazmıştı: "Yıllarca önce sorduğum şu katı sorunun ikna edici cevabını hâlâ almış değilim. Soru şuydu: 'Türkiye doğu sınırında bir Kürt devletinin kurulmasına neden karşı? Açıkça söylenmeyen, ancak kulağımıza fısıldanan gerekçe şudur: 'Çünkü o takdirde Türkiye'deki Kürtler de bu devlete katılmak ister.' Ben de diyorum ki: "Niye istesinler?" Hele hele siz onları itmezseniz neden istesinler. Şu soruyu da kendi kendimize sormalıyız. Doğu sınırımızda "Sünni Arap" bir devlet mi, yoksa "İslami" etkisi daha az bir Kürt devleti mi, komşuluk açısından bize daha uygundur? O nedenle şunu söylemek istiyorum. Türkiye'nin Kuzey Irak politikasını artık "kırmızı çizgiler" kıskacından kurtarıp, daha gerçekçi bir temele oturtmamız lazım. Nedir bu gerçekçilik? Artık orada bir Kürt realitesinin bulunduğunu kabul etmek. Onun "özerk, federal" özelliğine saygı göstermek. Onlardan da bize ve kendi iç sorunlarımıza aynı saygı ile yaklaşmasını beklemek. Ben bu konuda çok iyimserim. Türkiye, Kuzey Iraklı Kürtlerle iyi bir ilişki kurduğu takdirde, bunun hem Kuzey Irak'a hem de Türkiye'ye çok yararlı olacağına samimi olarak inanıyorum." Özkök, kıvırıyor Yaptırdığı haberlerle, yazdığı yazılarla PKK'ya ve hamilerine dolaylı da olsa destek çıkan Özkök, nihayet aklı başına gelmiş olacak ki 22 Ekim 2007'deki yazısında "Artık hedef Barzani" diyebiliyor. Ve Özkök, "Türkiye artık Barzani'ye şu mesajı açık bir dille vermelidir: "Tercihini yap: Ya komşumuz olacaksın, ya hedefimiz. Yoksa kafandaki Kürt megalo ideasını, Türk k·busuna çeviririz" diye yazıyor. Ve ilginç manşet Yıllarca kimden tarafa olduğunu açıkça ortaya koyamayan Hürriyet, dün de attığı "Ortadoğu'nun Dansözleri" manşetiyle Türk halkını bir kez daha şaşırtıyor. Ve manşetten verilen haberde şu yazıyor: "Talabani Irak Cumhurbaşkanı... Barzani, Kuzey Irak'ta aşiret reisi. Meclisimizin ve ordumuzun kararlı tutumunu hâlâ anlamazlıktan geliyorlar. Ortadoğu'nun dansözleri, kan üzerinde oyun oynuyorlar. Ancak Türkiye kararlı; uyumuyor, eylem bekliyor." Haberde Talabani için şu görüşlere yer veriliyor: "Nitekim dönek yüzünü gösterdi. Ancak kararlılığını ortaya koyan Türkiye'yle oyun oynayamayacağının hâlâ farkında değil" Barzani için de şunlar yazıldı: "Teröristleri topraklarından hemen atacağına, 'kabul etmiyoruz' demenin yeterli olacağını sanıyor". Birand'dan keskin dönüş Aynı grubun bir diğer gazetesinde yazan, Türkiye 12 şehidin acısıyla yanarken ve Çankaya Köşkü'nde terörle mücadele zirvesi yapılırken Talabani'yi canlı yayına alan Mehmet Ali Birand da şaşırtıcı bir dönüş yaptı. Barzani ve Talabani karşıtı yayınlara başlayan Birand, artık Irak'ın iki dansözü için yalancı demeye başladı. http://www.tercuman.com.tr/v1/haber.asp?id=69673&baslik=Medya%20dans%F6zleri&katid=1 Tags: akp mhp chp dyp hyp dsp tayyip erdogan ak parti pkk vatan sehit gazi turkiye Türk Kahvesi Bahadır Tokmak Turgay Yıldız |
User: zenginaile1 |
2008--15 ASKER ŞEHİT OLDU. ANNELER'İN GÖZYAŞLARI BİTMEK BİLMEDİ, ACI İÇİNDELER... Hakkari'nin Şemdinli ilçesi bölgesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne hain saldırı... Teröristlerin, bölüğü korumakla görevli Bayraktepe'deki unsurlara Irak'ın kuzeyinden ağır silahlarla ateş açması sonucu 15 asker şehit oldu. Çatışmada 23 terörist etkisiz hale getirildi. Genel Kurmay Başkanlığı resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, karakolun batıdan emniyetini sağlamakla görevli Bayraktepe'deki unsurlar dün (03.10.2008) öğleden sonra Irak'ın kuzeyinde konuşlanan teröristlerin ağır silahlarla yaptığı saldırıya hedef oldu. Bir bölüğe yakın kuvvet bulundurulan bölge ayrıca bir jandarma özel harekat bölüğü ve bir komando bölüğüyle takviye edilmişti. Çatışma başlamadan önce görüntü alınan ve teröristlerin bulunduğu tespit edilen bölgeler topçu ve havanlarla ateş altına alındı. İki kol taarruz helikopteri de bölgede görev aldı. Aktütün Karakolu'na 10 kilometre mesafede, Irak'ın kuzeyinde tespit edilen terörist bir grup önce Hava Kuvvetleri ardından topçu tarafından ateş altına alındı. Dün akşam karanlığına kadar süren çatışmalarda 1 astsubay, 6 uzman erbaş, 8 erbaş ve er olmak üzere 15 güvenlik görevlisi Şehit oldu. İki uzman erbaş ile henüz temas sağlanamadı. Kayıpların büyük bölümü, Irak'ın kuzeyinden ağır silahlarla yapılan saldırı sırasında meydana geldi. Çatışmada 23 terörist etkisiz hale getirildi. Tags: 2008--15 ASKER ŞEHİT OLDU.! ANNELER ACI İÇİNDE... |
User: bleda1919 |
Başbakan askeri uzmanlara, 'BUNLAR TAHRİK MEMURLARI' dedi RÜZGARI BİLE ÜRKÜTTÜ Başbakan askere neden kızıyor? Başbakan askere olan kızgınlığını artık gizleyemiyor. Dahası, bu kızgınlığın sadece emeklileri kapsamadığı da kendi ifadeleriyle ortada.. Hatırlayın Başbakan Erdoğan İngiltere dönüşünde kendine "Genelkurmay Başkanı, sınır ötesi harekat Başbakan'ın 5 Kasım'daki ABD gezisinden sonra gündeme gelebilir" mealindeki sözlerini soran gazeteciye "Bu iş Genelkurmay Başkanının değil, benim işim" cevabını vermişti... Keza Erdoğan yine Meclis'deki Grup konuşmasında emekli veya da muvazzaf diyerek bütün askeri camiayı hedef almıştı... Peki ama neden? Hele de böylesine savaşın eşiğindeyken askeri karşısına almak niye? Muhtemelen: 1) Erdoğan askerin sınır ötesi olayında inisiyatif almasından rahatsız. 2) Erdoğan sınır ötesi harekat durumunda rüzgarın asker yönünde eseceğinden ürküyor. 3) Başbakan toplumda var olan infial tablosuna TSK'nın tutum almamasına kızıyor. 4) Oluşan iklimin askere yaradığını ve psikolojik üstünlüğün muhtıradan sonra ilk kez askere geçtiğini düşünüyor. 5) Emekli askerlerin toplumu ajite ettiklerini ve de psikolojik olarak hükümete karşı konumlandırdıklarını düşünüyor. TAKİYE BİTTİ DTP artık ismini PKK diye değiştirmeli! Artık takiyenin gereği kalmadı. DTP'nin, PKK'nın siyasi kanadı olduğu resmen ve alenen bizatihi DTP'liler tarafından da ilan edildi.. Öcalan'ın serbest bırakılmasından, onun siyasi hareketin başına geçmesine kadar her şey parti görüşü olarak teklif dahi ediliyor... Benim anlayamadığım, bu ülkede Cumhuriyet Savcılarının ne için var oldukları ve maaşlarını niçin aldıklarıdır? Bu ülkede bu satırların yazarına, TMSF Başkanı için "Bu adam TMSF Medyası ile AKP'ye hizmet ediyor" mealinde saygı üslubu ile yazılmış bir yazıya, hazırlık soruşturması dahi olmaksızın dava açabilen savcılar var, ancak 35 bin kişiye kasteden bir alçağa kahramanlık payesini teklif eden meydan okumalara, dava açabilecek bir savcı yok öyle mi? Kimse bana hikaye anlatmasın, bugünkü tablodan hepimiz kadar bu sinmiş ya da sindirilmiş yargı da pay sahibidir... Yargı bu tutumları ile olumlu olan imajından gediker açıyor bizden uyarması. http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=1242 Tags: akp kanal mhp recep tayyip rutuk abdullah gul chp dsp anap dyp hyp ak parti turk kahvesi Turgay YILDIZ Bahadır TOKMAk |
User: Anadolu058 |
Savaş Suçlusu Karadziç Tutuklandı...(Sirp kasabi) Savaş suçlusu Karaciç tutuklandı Savaş suçlusu Karaciç tutuklandı 22 Temmuz 2008 08:00 Lahey'deki Savaş Suçları Mahkemesi tarafından savaş suçları ve soykırım suçlamasıyla aranan Bosnalı Sırp lideri Karaciç, Sırbistan'da yakalandı. Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç haberi doğruladı ve Karaciç'in yerinin tespit edilerek tutuklandığını söyledi. Bosna savaşı sırasında Sırpların siyasi lideri olan Karaciç, 1996 yılında ortadan kaybolmuş, daha sonra da Birleşmiş Milletler Savaş Suçları Mahkemesi'nce hakkında dava açılmıştı. Karaciç, 7 bin 500 müslümanın Srebrenitsa'da katledilmesinden sorumlu tutulan isimler arasındaydı. Savaş suçu ve soykırım suçlamalarına hedef olan Karaciç, 13 yıldır firardaydı. Bosnalı Sırpların savaş dönemindeki askeri liderlerinden Ratko Mladiç de, benzer suçlamalarla aranıyor. RADOVAN KARACİÇ'İN KATILDIĞI SREBRENİÇA KATLİAMININ KRONOLOJİSİ Srebreniça katliamına kadar olaylar şöyle gelişti: NİSAN 1992 - Bosna-Hersek'te savaş başladı. Sırp ordusu doğuya doğru hızla ilerledi ve nüfusunun yüzde 75'ini Müslümanların oluşturduğu 36 bin nüfuslu Srebreniça'yı ele geçirdi. Birkaç ay sonra Boşnaklar kasabayı geri aldı. OCAK-MART 1993 - Sırplar Boşnakların elindeki bölgelere karşı saldırıya geçti. Srebreniça ve Zepa, Sırpların elindeki bölgenin oldukça içlerinde, düşman birlikler tarafından kuşatılmış bölgeler haline geldi. Çevre bölgelerden kaçan Boşnakların göçü sonucu Srebreniça'nın nüfusu 60 bine çıktı. Su, gıda ve tıbbi malzeme kıtlığı başladı. NİSAN 1993 - Birleşmiş Milletler, Srebreniça, Zepa ve Gorazde'yi, diğer 3 bölge ile birlikte BM koruması altındaki "güvenli bölge" ilan etti. BM Barış Gücü, bu bölgelere asker sevk etti ve Sırp saldırıları durdu. Ancak Srebreniça etrafındaki Sırp kuşatması devam etti ve sonraki 2 yıl içinde çok az sayıda insani yardım konvoyunun kasabaya girmesine izin verildi. MART 1995 - Karaciç, Srebreniça ve Zepa'nın tamamen dış dünyadan koparılmasını emretti ve yardım konvoylarının bu kasabalara ulaşması engellendi. 9 TEMMUZ 1995 - Karaciç, Srebreniça'nın alınması emrini verdi. Sırplar kasabayı ele geçirmek için "Krivaya 95 Operasyonu"nu başlattı. Srebreniça'yı kuşatan Sırplar, BM Barış Gücü'ndeki Hollanda askerlerinin gözetleme mevzilerine saldırdı ve 30 kadar Hollanda askerini rehin aldı. 10 TEMMUZ 1995 - Sırp ordusu Srebreniça'ya top ateşine başladı. Hollanda güçleri Sırplara, sabaha kadar geri çekilmezlerle NATO'nun hava saldırısı düzenleyeceği tehdidinde bulundu. 11 TEMMUZ 1995 - NATO savaş uçakları Srebreniça etrafındaki Sırp tanklarını bombaladı. Sırp ordusu kasabaya bombardımana yeniden başlayacağı ve rehin Hollanda askerlerini öldüreceği tehdidinde bulundu. Aynı gün akşam Sırp Genelkurmay Başkanı Ratko Mladiç Srebreniça'ya girdi. 11-18 TEMMUZ 1995 - Aynı akşam 15 bin kadar Boşnak askeri ve sivil, dağları aşarak Srebreniça'yı terk etti. Birçok Boşnak bu sırada topçu ateşi ve keskin nişancı ateşiyle öldürüldü. Sırp askerleri yakalayabildiklerini de öldürdü. Srebreniça içindeki Sırp askerleri ise kadın ve çocukları ayırarak, otobüsler ve kamyonlarla Boşnakların elindeki bölgelere gönderdi. 16 yaş ile 70 yaş arasındaki yaklaşık 8 bin Boşnak erkek, depolara, okullara ve ambarlara dolduruldu ve kurşuna dizilerek toplu mezarlara gömüldü. Tags: Sirp Kasap Yakalandi karaciç den haag lahey Bosnalı Sırp lideri Karaciç boris tadiç Sırbistan Srebrenitsa Bosna Ratko Mladiç radovan katliam Hersek karadzic |
User: TurkcuSehirSavascisi |
Türkçü Nihal Atsız Ata (Belgesel Bölüm 1) www.tabt.tr.cx TABT www.tabt.tr.cx www.turkiyeataturkculerbirligi.tr.cx TİBT www.ataturkcuhareket.tr.cx www.tib.tr.cx Atatürkçü Direniş Hareketi TİBT ve TABT Engellenemez! TÜRKÇÜ ŞEHİR SAVAŞÇISI'NIN TANIMI Türkçü Şehir Savaşçısı, Türklerin yaşadığı bütün çoğrafyalar da mutlak bir Türk hakimiyetinin tesis edilmesi ve Türk topraklarında işgalci olarak niteleyebileceğimiz, Türk kanı taşımayan diğer etnik unsurların bertaraf edilip Türkçü Devrimin silahlı mücadele ile mümkün kılınacağına kararlılıkla inanan direnişçidir. Türkçü Şehir Savaşçısı, Emperyalist güçlere ve yerli işbirlikçilerine karşı yasa dışı her türlü yöntemlerle savaş yapan Türkçü direnişçidir. Türkçü direnişçiler, Türklük ve Türk dünyası uğruna savaşan, Türk Irkının fedakar evlatlarıdır. Türkçü Şehir Savaşçısı, Başbuğ Atatürk'ün "Bir Türk Cihana Bedeldir" sözünü özümseyerek, Türklerin özgürce topraklarında baskılara ve saldırılara maruz kalmadığı bir ortam yaratmak için savaşan ve mutlak bir dünya hakimiyetine giden kutlu yolda canını ortaya koyan Türk direnişçisidir. TÜRKÇÜ SİLAHLI SALDIRI Türkçü Şehir Savaşçısı, belirlediği hedef yer ve muhiti incelemeli, harekat yapacağı bölgeyi Türk düşmanlarından daha iyi bilmelidir. Silahlı saldırıyı gerçekleştirecek Türkçü Şehir Savaşçısı veya Türkçü Şehir Savaşçıları, belirlediği hedefe silahlı saldırıda bulunmadan önce gerekli bir şekilde mevzi almalıdır. Mevcut duruma bağlı olarak kamyon, araba gibi taşıtlarla birlikte bir sokak köşesi veya bir duvar arkası mevzi olarak kullanılmalıdır. Hedefe silahlı saldırıda bulunacak Türkçü Şehir Savaşçıları yüzlerini kar maskesi ile kapatmalıdır. Saldırıda kullanılacak silahlardan düşen boş kovanların delil olarak aleyhimize kullanılmaması için mermiler üzerinde herhangi bir parmak izinin bulunmamasına özen gösterilmeli ve harekattan sonra kullanılan silahlar imha edilmelidir. Türkçü Şehir Savaşçıları harekatlarında her zaman yedek silahlar ve yedek şarjör bulundurmalıdır. Saldırı anında silahın tutuklu kalması gibi sorunlarda, yedek silahı ile Türk düşmanlarını imha etmek için kararlılıkla direnerek sonuca ulaşmalıdır. TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATI olarak, Türk düşmanlarına karşı mücadele etmenin ve onları Tarih sahnesinden silip atmanın Tek yolunun Türkçü silahlı mücadeleden geçtiği kanısındayız. "(Ermeniler, Kürtler, Farslar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler, Ruslar, Araplar, Yunanlılar, Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Japonlar, Çinliler, Amerikalılar ve İsrailliler)" İÇ ve DIŞ DÜŞMANLARIMIZDIR!... Bu bağlamda Teşkilatımız silahlı eylem kararı almıştır. Türk Irkının ve Devletinin çıkarlarına ters hareket eden, Turan coğrafyasında yaşayan diğer Türk soylu soydaşlarımıza girişilecek her türlü saldırıya karşı Türk İntikam Birliği Teşkilatı, KİŞİ, KURUM, KURULUŞ ve YABANCI DEVLETLERE misillemede bulunacaktır. Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Türk Milletinin sonsuzluğa doğru yolculuğunda bütün engelleri bertaraf ederek kutlu Türk direnişini kararlılıkla sürdürecektir. Gücümüzü Türk devletini kuran asil Türk ırkından alıyoruz, Türk devletini kuran Başbuğ Atatürk'ün "birinci vazifen Türk istiklalini Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafa etmektir" sözünü bir emir olarak kabul eden bu uğurda gerektiğinde kan ve can almaktan çekinmeyerek kutlu yürüyüşümüzü aralıksız olarak sürdüreceğiz. Türk milleti binlerce yıllık öz düşüncesi olan Türkçülük ülküsüne sıkıca sarılmış ve hedefe kilitlenmiş vaziyettedir. Öncelikli iç düşmanlarımız aşağılık kürtleri hedef haline getirip imha edeceğiz, taş üstünde taş kürt omuzları üstünde baş kalmayana kadar Türkçüler olarak savaşacağız! Türk ırkına kin ve nefret tohumlarını ekiyoruz gün geldiğinde bu tohumlar yeşerecek ve Türkiye'deki dereler kürt kanlarıyla sulanacaktır! Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Başbuğ Atatürk'ün açmış olduğu engin Türkçülük ülküsünü geleceğe taşıyarak, Türk düşmanlarına karşı Türkçü Silahlı Muharebe'yi aralıksız olarak sonsuza kadar, kararlılıkla sürdürecektir. ATATÜRKÇÜ HAREKET ENGELLENEMEZ! YA TURAN, YA ÖLÜM! T.İ.B. - Genel Başkanı: SAVAŞAN ATSIZ TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATI Tarih: 19/Mayıs/2000 www.ataturkcudirenishareketi.tr.cx Tags: Nihal Atsız Ata Atsiz Turk Turkcu Turkculer Basbug Ataturk Ataturkcu Ataturkculer kemalist kemalistler ulkucu ulkuculer |
User: Anadolu058 |
Deniz Baykal 1 Bir ana haber bülteninde canlı yayına katılan CHP lideri Deniz Baykal, son yaşanan olaylar ve STK'ların sağduyu çağrısı ile ilgili konuştu: Ben farklıyım. Çünkü ... CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, herkesin Türkiye'deki gidişata son verilmesiyle ilgili mutlak anlayışı bulunduğunu belirterek, ''Ben konuda herkesten farklı olarak iyimserim. Çünkü, iktidar bu gidişin gidiş olmadığını görüyor. Yani, bunu sürdüremezler. Yüzde 47 oy ile de meydan mitingleriyle de olmaz'' dedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''(Aman gerilim azalsın). Bunun hedefi ne? Kimden niyaz ediyorsun? 'Siz bir adım geri çekilin' diyorsanız, bu bir adım geri çekilme işi önemlidir. Ticaretin mantığıyla devlet yönetmenin mantığı aynı değildir'' diye konuştu. Ticaretin içinde pazarlık bulunduğunu, devlet yönetiminin mantığının ise kurallar, ilkeler, yargı ve anayasa olduğunu vurgulayan Baykal, ''Yani, siz ticaret mantığını devlet yönetim alanına taşırsanız, bu pazarlama anlayışı içine girerseniz olmaz'' görüşünü dile getirdi. Türkiye'de son günlerde yaşanan politik gelişmelere de değinen Baykal, ''yaşanan siyasi gerilim nedeniyle üzüntü duyduklarını'' söyledi. Baykal, 2002 yılındaki genel seçimlerin ardından AK Parti Genel Merkezi'ni ziyaret ederek parti yöneticilerine, ''Sakın bu yola girmeyin'' uyarısında bulunduğunu anımsatarak, ''CHP olarak bizim görevimiz bunu iktidara, muhalefete anlatmaktır'' şeklide konuştu. ''Bakın, nereden çıkacak biliyor musunuz? Şimdi tepki gösteriyoruz, kaygı duyuyoruz ya, işte bu kaygı iktidarı frenleyecek. İktidarı, normal demokratik süreçler frenlemedi, ama bunun sorumluluğunun iktidara ait olduğu teyidinin herkes tarafından yapılması önemli. Yani, eğer yayarsanız sorumluluğu, siz ya da sivil toplum kuruluşları derse ki 'muhalefet de sorumlu' ben ne yapacağım? 'İktidar kendine gel. Bak sana yüzde 47 oy verdik. Daha ne yapsın bu millet? Anayasa'yı kurcalama. Hukuk süreci işlesin' demek lazım. Başbakan bu toplumun karşısına çıktı, meydan meydan Başsavcı'ya saldırdı, anayasa sürecine saldırdı, muhalefet olarak bize saldırdı. Ben ağzımı açıp bir kere daha Başbakan hakkında bir şey söylemedim. Sadece süreci işletiyorum.'' Uyarı yapmanın, topluma gerçeği anlatmanın muhalefetin görevi olduğunu belirten Baykal, şunları kaydetti: ''Biz iktidarı bu noktada uyarmaya çalışıyoruz. Ne yapıyoruz şu aşamada? Gerilim azalsın diye taleplerde bulunuyoruz. Yani kuraklık olduğu zaman nasıl yağmur duasına çıkılırsa şimdi de bir anlamda böyle toplu niyazlar yapıyoruz, ayinler yapıyoruz... 'Aman gerilim azalsın' Bunun hedefi ne? Kimden niyaz ediyorsun? Burada, 'siz bir adım geri çekilin' diyorsanız, bu bir adım geri çekilme işi önemlidir. Şunu herkesin çok iyi bilmesi lazım; ticaretin mantığıyla devlet yönetmenin mantığı aynı değildir. Ticaretin kendine göre devlet yönetiminin kendine göre mantığı vardır. Ticaretin içinde pazarlık vardır, devlet yönetiminin mantığı kuraldır, ilkedir, yargıdır, anayasadır. Yani siz ticaret mantığını devlet yönetim alanına taşırsanız, bu pazarlama anlayışı içine girerseniz olmaz. Hepimiz uzlaşma arıyoruz. Uzlaşma nerede var? Uzlaşma, Anayasa'da var. Bu anayasayı bozmayın. Bozma tartışması olduğu zaman bırakın yargı işlesin.'' ''Ben pazarlık etmem. Ne yapayım, Anayasa'dan mı geri adım atayım?'' diyen Baykal, ''Çıksınlar, 'evet yanlış yaptık' desinler. 'Millet bize yüzde 47 oy verdi. Bu oy oranıyla 8 ay sonra bu noktaya geldik. Bunun bizimle ilgili tarafları var. Bunu tespit edeceğiz değerlendirme yapacağız ve güven verici şekilde bu yanlışlıkları telafi edeceğiz. Bundan sonra bu yanlışları yapmayacağım sözünü millete veriyorum' diyecek ve bu konuda inandırıcı olacak'' diye konuştu. CUMHURBAŞKANI GÜL İLE GÖRÜŞME Baykal, Cumhurbaşkanı Gül'ün görüşmede, ''Kuzey Irak'taki askeri harekat, Irak Cumhurbaşkanı Talabani ve ABD Başkan Yardımcısı Cheney'in ziyaretleri'' konularında bilgi verdiğini söyledi. Kendisinin de ''Nevruz kutlamaları sırasında Güneydoğu Anadolu'da ekranlara yansıyanların ıstırap verdiğini'' söylediğini aktaran Baykal, ''Sayın Cumhurbaşkanı'na nasıl tehlikeli bir süreç içinde olduğumuzu, buna yönelik çok ciddi tedbirler alınması gerektiğini anlattım. Bu konuyu uzun uzun konuştuk. Yani gündemimizde ülkenin ana konuları vardı'' dedi. Baykal, ''Herkesin, Türkiye'nin bu gidişatına son verilmesiyle ilgili mutlak anlayışı vardır. Ben konuda herkesten farklı olarak iyimserim. Çünkü, iktidar bu gidişin gidiş olmadığını görüyor. Yani, bunu sürdüremezler. Yüzde 47 oy ile de meydan mitingleriyle de olmaz. Mesela, bir paket düşünüyorlar. Anayasa Mahkemesi'nin yetkisini almaya yönelik. Bunu çıkaracağına ihtimal vermiyorum, hiç vermiyorum. Bu çılgınca bir şey olur'' diye konuştu. Baykal, Cumhurbaşkanı Gül ile yedikleri yemekte mantı da bulunduğunu anımsatarak, ''Çok nefis bir Kayseri mantısı yedik. Bir kaşıkta 40 tane olacak. Uzun süredir mantı yememiştim. Çok lezzetliydi'' dedi. Tags: Deniz Baykal Chp AK parti Cumhurbaskani Abdullah Gül cankaya kosk manti kapatma dava yargitay anayasa mahkemesi |
User: Anadolu058 |
Deniz Baykal 2 Bir ana haber bülteninde canlı yayına katılan CHP lideri Deniz Baykal, son yaşanan olaylar ve STK'ların sağduyu çağrısı ile ilgili konuştu: Ben farklıyım. Çünkü ... CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, herkesin Türkiye'deki gidişata son verilmesiyle ilgili mutlak anlayışı bulunduğunu belirterek, ''Ben konuda herkesten farklı olarak iyimserim. Çünkü, iktidar bu gidişin gidiş olmadığını görüyor. Yani, bunu sürdüremezler. Yüzde 47 oy ile de meydan mitingleriyle de olmaz'' dedi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''(Aman gerilim azalsın). Bunun hedefi ne? Kimden niyaz ediyorsun? 'Siz bir adım geri çekilin' diyorsanız, bu bir adım geri çekilme işi önemlidir. Ticaretin mantığıyla devlet yönetmenin mantığı aynı değildir'' diye konuştu. Ticaretin içinde pazarlık bulunduğunu, devlet yönetiminin mantığının ise kurallar, ilkeler, yargı ve anayasa olduğunu vurgulayan Baykal, ''Yani, siz ticaret mantığını devlet yönetim alanına taşırsanız, bu pazarlama anlayışı içine girerseniz olmaz'' görüşünü dile getirdi. Türkiye'de son günlerde yaşanan politik gelişmelere de değinen Baykal, ''yaşanan siyasi gerilim nedeniyle üzüntü duyduklarını'' söyledi. Baykal, 2002 yılındaki genel seçimlerin ardından AK Parti Genel Merkezi'ni ziyaret ederek parti yöneticilerine, ''Sakın bu yola girmeyin'' uyarısında bulunduğunu anımsatarak, ''CHP olarak bizim görevimiz bunu iktidara, muhalefete anlatmaktır'' şeklide konuştu. ''Bakın, nereden çıkacak biliyor musunuz? Şimdi tepki gösteriyoruz, kaygı duyuyoruz ya, işte bu kaygı iktidarı frenleyecek. İktidarı, normal demokratik süreçler frenlemedi, ama bunun sorumluluğunun iktidara ait olduğu teyidinin herkes tarafından yapılması önemli. Yani, eğer yayarsanız sorumluluğu, siz ya da sivil toplum kuruluşları derse ki 'muhalefet de sorumlu' ben ne yapacağım? 'İktidar kendine gel. Bak sana yüzde 47 oy verdik. Daha ne yapsın bu millet? Anayasa'yı kurcalama. Hukuk süreci işlesin' demek lazım. Başbakan bu toplumun karşısına çıktı, meydan meydan Başsavcı'ya saldırdı, anayasa sürecine saldırdı, muhalefet olarak bize saldırdı. Ben ağzımı açıp bir kere daha Başbakan hakkında bir şey söylemedim. Sadece süreci işletiyorum.'' Uyarı yapmanın, topluma gerçeği anlatmanın muhalefetin görevi olduğunu belirten Baykal, şunları kaydetti: ''Biz iktidarı bu noktada uyarmaya çalışıyoruz. Ne yapıyoruz şu aşamada? Gerilim azalsın diye taleplerde bulunuyoruz. Yani kuraklık olduğu zaman nasıl yağmur duasına çıkılırsa şimdi de bir anlamda böyle toplu niyazlar yapıyoruz, ayinler yapıyoruz... 'Aman gerilim azalsın' Bunun hedefi ne? Kimden niyaz ediyorsun? Burada, 'siz bir adım geri çekilin' diyorsanız, bu bir adım geri çekilme işi önemlidir. Şunu herkesin çok iyi bilmesi lazım; ticaretin mantığıyla devlet yönetmenin mantığı aynı değildir. Ticaretin kendine göre devlet yönetiminin kendine göre mantığı vardır. Ticaretin içinde pazarlık vardır, devlet yönetiminin mantığı kuraldır, ilkedir, yargıdır, anayasadır. Yani siz ticaret mantığını devlet yönetim alanına taşırsanız, bu pazarlama anlayışı içine girerseniz olmaz. Hepimiz uzlaşma arıyoruz. Uzlaşma nerede var? Uzlaşma, Anayasa'da var. Bu anayasayı bozmayın. Bozma tartışması olduğu zaman bırakın yargı işlesin.'' ''Ben pazarlık etmem. Ne yapayım, Anayasa'dan mı geri adım atayım?'' diyen Baykal, ''Çıksınlar, 'evet yanlış yaptık' desinler. 'Millet bize yüzde 47 oy verdi. Bu oy oranıyla 8 ay sonra bu noktaya geldik. Bunun bizimle ilgili tarafları var. Bunu tespit edeceğiz değerlendirme yapacağız ve güven verici şekilde bu yanlışlıkları telafi edeceğiz. Bundan sonra bu yanlışları yapmayacağım sözünü millete veriyorum' diyecek ve bu konuda inandırıcı olacak'' diye konuştu. CUMHURBAŞKANI GÜL İLE GÖRÜŞME Baykal, Cumhurbaşkanı Gül'ün görüşmede, ''Kuzey Irak'taki askeri harekat, Irak Cumhurbaşkanı Talabani ve ABD Başkan Yardımcısı Cheney'in ziyaretleri'' konularında bilgi verdiğini söyledi. Kendisinin de ''Nevruz kutlamaları sırasında Güneydoğu Anadolu'da ekranlara yansıyanların ıstırap verdiğini'' söylediğini aktaran Baykal, ''Sayın Cumhurbaşkanı'na nasıl tehlikeli bir süreç içinde olduğumuzu, buna yönelik çok ciddi tedbirler alınması gerektiğini anlattım. Bu konuyu uzun uzun konuştuk. Yani gündemimizde ülkenin ana konuları vardı'' dedi. Baykal, ''Herkesin, Türkiye'nin bu gidişatına son verilmesiyle ilgili mutlak anlayışı vardır. Ben konuda herkesten farklı olarak iyimserim. Çünkü, iktidar bu gidişin gidiş olmadığını görüyor. Yani, bunu sürdüremezler. Yüzde 47 oy ile de meydan mitingleriyle de olmaz. Mesela, bir paket düşünüyorlar. Anayasa Mahkemesi'nin yetkisini almaya yönelik. Bunu çıkaracağına ihtimal vermiyorum, hiç vermiyorum. Bu çılgınca bir şey olur'' diye konuştu. Baykal, Cumhurbaşkanı Gül ile yedikleri yemekte mantı da bulunduğunu anımsatarak, ''Çok nefis bir Kayseri mantısı yedik. Bir kaşıkta 40 tane olacak. Uzun süredir mantı yememiştim. Çok lezzetliydi'' dedi. Tags: Deniz Baykal Chp AK parti Cumhurbaskani Abdullah Gül cankaya kosk manti kapatma dava yargitay anayasa mahkemesi |
User: bozkurtyurdu |
AKP ve Fethullah Türkiye'yi Hristiyanlastırıyor - Tehlikenin Farkındamısınız ABD'nin "Ilımlı İslam" modelinden, Fethullah Gülen tipi bir İslami anlayışı ve bu anlayışın Türkiye dahil bütün İslam ülkelerinde hakim olmasını kastettiği herkesin malumudur.Zaten Büyük Orta Doğu Projesinin asıl hedefi de budur.Zaten, ABD Büyükelçisi Edelman, "21'inci yüzyılda ABD'nin en büyük girişimi,İslam'da reform stratejisidir" demiştir.Bunun,Cuma namazını Pazar'a almak, kadınlara imamlık yaptırmak gibi örneklerini, ABD'deki Müslümanlar arasında sergilemeye de başladılar. Fethullah Gülen'in en önemli icraatlarından birisi ise "Dinler arası diyalog" girişimidir! Dinler arası diyalog"un ne demek olduğunu, Papa II.John Paul, 1991 yılında, kendisine bağlı bütün kiliselere gönderdiği "Kurtarıcı Misyon" başlıklı yazıda şöyle ilan etmiştir: "Dinler arası diyalog, kilisenin bütün insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır.Bu misyon aslında Mesih'i ve İncil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir." Papa 24 Aralık 1999'da yayınladığı mesajda da "Birinci bin yılda Avrupa hıristiyanlaştırıldı.İkinci bin yılda Amerika ve Afrika hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı hristiyanlaştıralım" diyordu.1964 yılında Vatikan'da kurulan "Hristiyan Olmayanlar Sekreteryası"nın başındaki Pietro Rossano da kendi yayın organlarında,"Diyalogdan söz ettiğimizde,açıktır ki bu faaliyeti, kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil'i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz.Diyalog, Kilise'nin İncil'i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır" diye yazmıştı.10 Şubat 1998 tarihli Zaman gazetesinin haberine göre, Fethullah Gülen, Papa'yı ziyarete gittiğinde,Papa VI. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinler arası Diyalog İçin Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik..." hitabında bulunmuştu.Daha sonra üç dinin okutulacağı Harran Üniversitesi girişimleri ve istanbuldaki çeşitli toplantılar yanında, artık bazı dergilerde "Abant konsili" olarak anılan ve önce brüksel'e oradan da Washington'a taşınan Fethullah Gülen destekli Abant toplantıları bu yolda atılan adımlardır.Şimdiki AKP hükümetinde bu toplantıların müdavimi olan bakanlar vardır!Zaman içinde, Türkiye'de, Türk Cumhuriyetleri'nde ve İslam dünyasında bir taraftan okullar açılırken, diğer taraftan da "hoşgörü" kavramının benimsetilmesine çalışılmış, Cizvit papazlarının da katıldığı "İbrahimi dinler ve Hz İbrahim" sempozyumları düzenlenmiş, "İnanç turizmi"nden de bu çerçevede yararlanılmıştır.Bu girişimler, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı üzerinden sürdürülmüştür.İşin ilginç tarafı, bir önceki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz da Hürriyet'de yazdığı son yazılarından birinde, "Dinler arası diyalog" girişimlerinin faydalı olduğunu iddia etmiştir!Bugün hemen herkes kabul ediyor ki bütün bu faaliyetler, aslında Hıristiyanlık adına misyonerliktir. Esasen, Müslümanların kitabı Kuran'a göre, "Allah katında din, İslam'dır" ve tamamlanmış bir din olan İslam'ın diğer dinlerle kendisini eşit sayması mümkün değildir.Çünkü, İslam, bu dinlerin üzerine gelmiştir! Arslan Bulut - Yeniçağ Tags: Dinlerarası Diyalog Ilımlı İslam BOP Misyonerlik yahudi fethullah mason akp tayyip din müslüman cumhuriyet kemalizm Atatürk türban |
User: TurkcuSehirSavascisi |
Türkçü Nihal Atsız Ata (Belgesel Bölüm 2) www.tabt.tr.cx TABT www.tabt.tr.cx www.turkiyeataturkculerbirligi.tr.cx TİBT www.ataturkcuhareket.tr.cx www.tib.tr.cx Atatürkçü Direniş Hareketi TİBT ve TABT Engellenemez! TÜRKÇÜ ŞEHİR SAVAŞÇISI'NIN TANIMI Türkçü Şehir Savaşçısı, Türklerin yaşadığı bütün çoğrafyalar da mutlak bir Türk hakimiyetinin tesis edilmesi ve Türk topraklarında işgalci olarak niteleyebileceğimiz, Türk kanı taşımayan diğer etnik unsurların bertaraf edilip Türkçü Devrimin silahlı mücadele ile mümkün kılınacağına kararlılıkla inanan direnişçidir. Türkçü Şehir Savaşçısı, Emperyalist güçlere ve yerli işbirlikçilerine karşı yasa dışı her türlü yöntemlerle savaş yapan Türkçü direnişçidir. Türkçü direnişçiler, Türklük ve Türk dünyası uğruna savaşan, Türk Irkının fedakar evlatlarıdır. Türkçü Şehir Savaşçısı, Başbuğ Atatürk'ün "Bir Türk Cihana Bedeldir" sözünü özümseyerek, Türklerin özgürce topraklarında baskılara ve saldırılara maruz kalmadığı bir ortam yaratmak için savaşan ve mutlak bir dünya hakimiyetine giden kutlu yolda canını ortaya koyan Türk direnişçisidir. TÜRKÇÜ SİLAHLI SALDIRI Türkçü Şehir Savaşçısı, belirlediği hedef yer ve muhiti incelemeli, harekat yapacağı bölgeyi Türk düşmanlarından daha iyi bilmelidir. Silahlı saldırıyı gerçekleştirecek Türkçü Şehir Savaşçısı veya Türkçü Şehir Savaşçıları, belirlediği hedefe silahlı saldırıda bulunmadan önce gerekli bir şekilde mevzi almalıdır. Mevcut duruma bağlı olarak kamyon, araba gibi taşıtlarla birlikte bir sokak köşesi veya bir duvar arkası mevzi olarak kullanılmalıdır. Hedefe silahlı saldırıda bulunacak Türkçü Şehir Savaşçıları yüzlerini kar maskesi ile kapatmalıdır. Saldırıda kullanılacak silahlardan düşen boş kovanların delil olarak aleyhimize kullanılmaması için mermiler üzerinde herhangi bir parmak izinin bulunmamasına özen gösterilmeli ve harekattan sonra kullanılan silahlar imha edilmelidir. Türkçü Şehir Savaşçıları harekatlarında her zaman yedek silahlar ve yedek şarjör bulundurmalıdır. Saldırı anında silahın tutuklu kalması gibi sorunlarda, yedek silahı ile Türk düşmanlarını imha etmek için kararlılıkla direnerek sonuca ulaşmalıdır. TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATI olarak, Türk düşmanlarına karşı mücadele etmenin ve onları Tarih sahnesinden silip atmanın Tek yolunun Türkçü silahlı mücadeleden geçtiği kanısındayız. "(Ermeniler, Kürtler, Farslar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler, Ruslar, Araplar, Yunanlılar, Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Japonlar, Çinliler, Amerikalılar ve İsrailliler)" İÇ ve DIŞ DÜŞMANLARIMIZDIR!... Bu bağlamda Teşkilatımız silahlı eylem kararı almıştır. Türk Irkının ve Devletinin çıkarlarına ters hareket eden, Turan coğrafyasında yaşayan diğer Türk soylu soydaşlarımıza girişilecek her türlü saldırıya karşı Türk İntikam Birliği Teşkilatı, KİŞİ, KURUM, KURULUŞ ve YABANCI DEVLETLERE misillemede bulunacaktır. Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Türk Milletinin sonsuzluğa doğru yolculuğunda bütün engelleri bertaraf ederek kutlu Türk direnişini kararlılıkla sürdürecektir. Gücümüzü Türk devletini kuran asil Türk ırkından alıyoruz, Türk devletini kuran Başbuğ Atatürk'ün "birinci vazifen Türk istiklalini Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafa etmektir" sözünü bir emir olarak kabul eden bu uğurda gerektiğinde kan ve can almaktan çekinmeyerek kutlu yürüyüşümüzü aralıksız olarak sürdüreceğiz. Türk milleti binlerce yıllık öz düşüncesi olan Türkçülük ülküsüne sıkıca sarılmış ve hedefe kilitlenmiş vaziyettedir. Öncelikli iç düşmanlarımız aşağılık kürtleri hedef haline getirip imha edeceğiz, taş üstünde taş kürt omuzları üstünde baş kalmayana kadar Türkçüler olarak savaşacağız! Türk ırkına kin ve nefret tohumlarını ekiyoruz gün geldiğinde bu tohumlar yeşerecek ve Türkiye'deki dereler kürt kanlarıyla sulanacaktır! Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Başbuğ Atatürk'ün açmış olduğu engin Türkçülük ülküsünü geleceğe taşıyarak, Türk düşmanlarına karşı Türkçü Silahlı Muharebe'yi aralıksız olarak sonsuza kadar, kararlılıkla sürdürecektir. ATATÜRKÇÜ HAREKET ENGELLENEMEZ! YA TURAN, YA ÖLÜM! T.İ.B. - Genel Başkanı: SAVAŞAN ATSIZ TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATI Tarih: 19/Mayıs/2000 www.ataturkcudirenishareketi.tr.cx Tags: Nihal Atsız Ata Atsiz Turk Turkcu Turkculer Basbug Ataturk Ataturkcu Ataturkculer kemalist kemalistler ulkucu ulkuculer |
User: TurkcuSehirSavascisi |
Türkçü Nihal Atsız Ata (Belgesel Bölüm 5) www.tabt.tr.cx TABT www.tabt.tr.cx www.turkiyeataturkculerbirligi.tr.cx TİBT www.ataturkcuhareket.tr.cx www.tib.tr.cx Atatürkçü Direniş Hareketi TİBT ve TABT Engellenemez! TÜRKÇÜ ŞEHİR SAVAŞÇISI'NIN TANIMI Türkçü Şehir Savaşçısı, Türklerin yaşadığı bütün çoğrafyalar da mutlak bir Türk hakimiyetinin tesis edilmesi ve Türk topraklarında işgalci olarak niteleyebileceğimiz, Türk kanı taşımayan diğer etnik unsurların bertaraf edilip Türkçü Devrimin silahlı mücadele ile mümkün kılınacağına kararlılıkla inanan direnişçidir. Türkçü Şehir Savaşçısı, Emperyalist güçlere ve yerli işbirlikçilerine karşı yasa dışı her türlü yöntemlerle savaş yapan Türkçü direnişçidir. Türkçü direnişçiler, Türklük ve Türk dünyası uğruna savaşan, Türk Irkının fedakar evlatlarıdır. Türkçü Şehir Savaşçısı, Başbuğ Atatürk'ün "Bir Türk Cihana Bedeldir" sözünü özümseyerek, Türklerin özgürce topraklarında baskılara ve saldırılara maruz kalmadığı bir ortam yaratmak için savaşan ve mutlak bir dünya hakimiyetine giden kutlu yolda canını ortaya koyan Türk direnişçisidir. TÜRKÇÜ SİLAHLI SALDIRI Türkçü Şehir Savaşçısı, belirlediği hedef yer ve muhiti incelemeli, harekat yapacağı bölgeyi Türk düşmanlarından daha iyi bilmelidir. Silahlı saldırıyı gerçekleştirecek Türkçü Şehir Savaşçısı veya Türkçü Şehir Savaşçıları, belirlediği hedefe silahlı saldırıda bulunmadan önce gerekli bir şekilde mevzi almalıdır. Mevcut duruma bağlı olarak kamyon, araba gibi taşıtlarla birlikte bir sokak köşesi veya bir duvar arkası mevzi olarak kullanılmalıdır. Hedefe silahlı saldırıda bulunacak Türkçü Şehir Savaşçıları yüzlerini kar maskesi ile kapatmalıdır. Saldırıda kullanılacak silahlardan düşen boş kovanların delil olarak aleyhimize kullanılmaması için mermiler üzerinde herhangi bir parmak izinin bulunmamasına özen gösterilmeli ve harekattan sonra kullanılan silahlar imha edilmelidir. Türkçü Şehir Savaşçıları harekatlarında her zaman yedek silahlar ve yedek şarjör bulundurmalıdır. Saldırı anında silahın tutuklu kalması gibi sorunlarda, yedek silahı ile Türk düşmanlarını imha etmek için kararlılıkla direnerek sonuca ulaşmalıdır. TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATI olarak, Türk düşmanlarına karşı mücadele etmenin ve onları Tarih sahnesinden silip atmanın Tek yolunun Türkçü silahlı mücadeleden geçtiği kanısındayız. "(Ermeniler, Kürtler, Farslar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler, Ruslar, Araplar, Yunanlılar, Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Japonlar, Çinliler, Amerikalılar ve İsrailliler)" İÇ ve DIŞ DÜŞMANLARIMIZDIR!... Bu bağlamda Teşkilatımız silahlı eylem kararı almıştır. Türk Irkının ve Devletinin çıkarlarına ters hareket eden, Turan coğrafyasında yaşayan diğer Türk soylu soydaşlarımıza girişilecek her türlü saldırıya karşı Türk İntikam Birliği Teşkilatı, KİŞİ, KURUM, KURULUŞ ve YABANCI DEVLETLERE misillemede bulunacaktır. Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Türk Milletinin sonsuzluğa doğru yolculuğunda bütün engelleri bertaraf ederek kutlu Türk direnişini kararlılıkla sürdürecektir. Gücümüzü Türk devletini kuran asil Türk ırkından alıyoruz, Türk devletini kuran Başbuğ Atatürk'ün "birinci vazifen Türk istiklalini Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafa etmektir" sözünü bir emir olarak kabul eden bu uğurda gerektiğinde kan ve can almaktan çekinmeyerek kutlu yürüyüşümüzü aralıksız olarak sürdüreceğiz. Türk milleti binlerce yıllık öz düşüncesi olan Türkçülük ülküsüne sıkıca sarılmış ve hedefe kilitlenmiş vaziyettedir. Öncelikli iç düşmanlarımız aşağılık kürtleri hedef haline getirip imha edeceğiz, taş üstünde taş kürt omuzları üstünde baş kalmayana kadar Türkçüler olarak savaşacağız! Türk ırkına kin ve nefret tohumlarını ekiyoruz gün geldiğinde bu tohumlar yeşerecek ve Türkiye'deki dereler kürt kanlarıyla sulanacaktır! Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Başbuğ Atatürk'ün açmış olduğu engin Türkçülük ülküsünü geleceğe taşıyarak, Türk düşmanlarına karşı Türkçü Silahlı Muharebe'yi aralıksız olarak sonsuza kadar, kararlılıkla sürdürecektir. ATATÜRKÇÜ HAREKET ENGELLENEMEZ! YA TURAN, YA ÖLÜM! T.İ.B. - Genel Başkanı: SAVAŞAN ATSIZ TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATI Tarih: 19/Mayıs/2000 www.ataturkcudirenishareketi.tr.cx Tags: Nihal Atsız Ata Atsiz Turk Turkcu Turkculer Basbug Ataturk Ataturkcu Ataturkculer kemalist kemalistler ulkucu ulkuculer |
User: TurkcuSehirSavascisi |
Türkçü Nihal Atsız Ata (Belgesel Bölüm 3) www.tabt.tr.cx TABT www.tabt.tr.cx www.turkiyeataturkculerbirligi.tr.cx TİBT www.ataturkcuhareket.tr.cx www.tib.tr.cx Atatürkçü Direniş Hareketi TİBT ve TABT Engellenemez! TÜRKÇÜ ŞEHİR SAVAŞÇISI'NIN TANIMI Türkçü Şehir Savaşçısı, Türklerin yaşadığı bütün çoğrafyalar da mutlak bir Türk hakimiyetinin tesis edilmesi ve Türk topraklarında işgalci olarak niteleyebileceğimiz, Türk kanı taşımayan diğer etnik unsurların bertaraf edilip Türkçü Devrimin silahlı mücadele ile mümkün kılınacağına kararlılıkla inanan direnişçidir. Türkçü Şehir Savaşçısı, Emperyalist güçlere ve yerli işbirlikçilerine karşı yasa dışı her türlü yöntemlerle savaş yapan Türkçü direnişçidir. Türkçü direnişçiler, Türklük ve Türk dünyası uğruna savaşan, Türk Irkının fedakar evlatlarıdır. Türkçü Şehir Savaşçısı, Başbuğ Atatürk'ün "Bir Türk Cihana Bedeldir" sözünü özümseyerek, Türklerin özgürce topraklarında baskılara ve saldırılara maruz kalmadığı bir ortam yaratmak için savaşan ve mutlak bir dünya hakimiyetine giden kutlu yolda canını ortaya koyan Türk direnişçisidir. TÜRKÇÜ SİLAHLI SALDIRI Türkçü Şehir Savaşçısı, belirlediği hedef yer ve muhiti incelemeli, harekat yapacağı bölgeyi Türk düşmanlarından daha iyi bilmelidir. Silahlı saldırıyı gerçekleştirecek Türkçü Şehir Savaşçısı veya Türkçü Şehir Savaşçıları, belirlediği hedefe silahlı saldırıda bulunmadan önce gerekli bir şekilde mevzi almalıdır. Mevcut duruma bağlı olarak kamyon, araba gibi taşıtlarla birlikte bir sokak köşesi veya bir duvar arkası mevzi olarak kullanılmalıdır. Hedefe silahlı saldırıda bulunacak Türkçü Şehir Savaşçıları yüzlerini kar maskesi ile kapatmalıdır. Saldırıda kullanılacak silahlardan düşen boş kovanların delil olarak aleyhimize kullanılmaması için mermiler üzerinde herhangi bir parmak izinin bulunmamasına özen gösterilmeli ve harekattan sonra kullanılan silahlar imha edilmelidir. Türkçü Şehir Savaşçıları harekatlarında her zaman yedek silahlar ve yedek şarjör bulundurmalıdır. Saldırı anında silahın tutuklu kalması gibi sorunlarda, yedek silahı ile Türk düşmanlarını imha etmek için kararlılıkla direnerek sonuca ulaşmalıdır. TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATI olarak, Türk düşmanlarına karşı mücadele etmenin ve onları Tarih sahnesinden silip atmanın Tek yolunun Türkçü silahlı mücadeleden geçtiği kanısındayız. "(Ermeniler, Kürtler, Farslar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler, Ruslar, Araplar, Yunanlılar, Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Japonlar, Çinliler, Amerikalılar ve İsrailliler)" İÇ ve DIŞ DÜŞMANLARIMIZDIR!... Bu bağlamda Teşkilatımız silahlı eylem kararı almıştır. Türk Irkının ve Devletinin çıkarlarına ters hareket eden, Turan coğrafyasında yaşayan diğer Türk soylu soydaşlarımıza girişilecek her türlü saldırıya karşı Türk İntikam Birliği Teşkilatı, KİŞİ, KURUM, KURULUŞ ve YABANCI DEVLETLERE misillemede bulunacaktır. Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Türk Milletinin sonsuzluğa doğru yolculuğunda bütün engelleri bertaraf ederek kutlu Türk direnişini kararlılıkla sürdürecektir. Gücümüzü Türk devletini kuran asil Türk ırkından alıyoruz, Türk devletini kuran Başbuğ Atatürk'ün "birinci vazifen Türk istiklalini Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafa etmektir" sözünü bir emir olarak kabul eden bu uğurda gerektiğinde kan ve can almaktan çekinmeyerek kutlu yürüyüşümüzü aralıksız olarak sürdüreceğiz. Türk milleti binlerce yıllık öz düşüncesi olan Türkçülük ülküsüne sıkıca sarılmış ve hedefe kilitlenmiş vaziyettedir. Öncelikli iç düşmanlarımız aşağılık kürtleri hedef haline getirip imha edeceğiz, taş üstünde taş kürt omuzları üstünde baş kalmayana kadar Türkçüler olarak savaşacağız! Türk ırkına kin ve nefret tohumlarını ekiyoruz gün geldiğinde bu tohumlar yeşerecek ve Türkiye'deki dereler kürt kanlarıyla sulanacaktır! Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Başbuğ Atatürk'ün açmış olduğu engin Türkçülük ülküsünü geleceğe taşıyarak, Türk düşmanlarına karşı Türkçü Silahlı Muharebe'yi aralıksız olarak sonsuza kadar, kararlılıkla sürdürecektir. ATATÜRKÇÜ HAREKET ENGELLENEMEZ! YA TURAN, YA ÖLÜM! T.İ.B. - Genel Başkanı: SAVAŞAN ATSIZ TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATI Tarih: 19/Mayıs/2000 www.ataturkcudirenishareketi.tr.cx Tags: Nihal Atsız Ata Atsiz Turk Turkcu Turkculer Basbug Ataturk Ataturkcu Ataturkculer kemalist kemalistler ulkucu ulkuculer |
User: Anatolia058 |
A. Dogan, Basbakan Recep Tayyip Erdogan'a Cevap Verdi... 1 A. Dogan, Basbakan Recep Tayyip Erdogan'a Cevap Verdi... Aydın Doğan: Haftayı beklemesin Aydın Doğan: Haftayı beklemesin 07 09 2008 21:40 Erdoğan'ın gerçekleri açıklaması için bir hafta süre verdiği Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, canlı yayında Başbakan'a cevap verdi. İLİŞKİLİ HABERLER * Aydın Doğan: Haftayı beklemesin * Erdoğan'dan Doğan'a 2. salvo Video * Doğan'a kağıt kaçakçılığı sorgusu * 3 milyar dolarlık imar kavgasının sırrı * Doğan'dan Başbakan'a 'sicil'li cevap * Erdoğan, Doğan'ın hedefini açıkladı * A.Doğan'a, Ahlaktan nasipsiz dedi * Kanal 7'den Kamuoyuna açıklama * Eşten 'terkedilen sevgili' yorumu * Hürriyet hedef olunca canlıda şaştı * Erdoğan açık açık konuştu / Video Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "O yazmaya devam ettikçe ben de gerçekleri açıklamaya devam edeceğim. Haftaya gerçekleri açıklayacağım" dediği Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, "Başbakan haftayı beklemesin. Bir bildiği varsa hemen açıklasın. Doğan grubu biat etmez" yanıtı verdi. Erdoğan'ın açıklamarının şantaj niteliği taşıdığını belirten Doğan "Elinde bizim yasadışı bir iş yaptığımıza dair bir bilgi, bir dosya varsa ve bunu saklıyorsa Başbakan suç işliyor demektir. Böyle bir şey olmadığı halde bizi tehdit ediyorsa bu da şantaj demektir. Başbakan her iki durumda da suç işliyor" dedi. Aydın Doğan, Tayyip Erdoğan'ın suçlamalarına Kanal D'de yanıt verdi. Doğan özetle şunları söyledi: Evvela Tayyip Bey'in tutumuna hayret ettim. Muhatap ben değilim ki. alman medyası bir takım yolsuzlukları bulmuş. Bir takım insanları sömürmüşler ve bu paraları Türkiye'deki yandaşlarına aktarmışlar. Bizim medyamız da bu iddianamede ne varsa onu yazıyorlar. Ben diyorum ki 'seninle ilgili meseseleyi ben yayınlamadım. Onu NTV yayınladı. Biz ona atfen yayınladık. Bence Başbakan olayları karıştırıyor. Veya kahramanlık edip gündemi değiştirmek istiyor. 'Hilton' iddiaları çok ucuz polemik. Ben Türkiye'de 24 bin insan çalıştıran bir insanım. Yani ne var Hilton'da!.. Ben Başbakan'a '2.5 milyar dolar paramız var. Biz bu ülkede yatırım yapmak istiyoruz. Biz sizden ne teşvik ne de kredi istiyoruz. Biz bu ülkede yatırım yapmak istiyoruz. Ben sizden ruhsat istiyorum, ben o ruhsatla yatırım yapacağım, rafineri kuracağım' dedim. 'Nerede kuracaksın' dedi? 'Ceyhan'da' dedim. 'Hayır olmaz orayı Çalık Grubu istiyor' dedi. Ben de 'Çalık da kursun ben de kurayım' dedim. Ama kabul etmedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na da 'Ben burada inşaat yapmak istiyorum. Ama siz bana çevreyi altüst edecek bir izin verirseniz de ben zaten bunu kabul etmem' dedim. Ne İstanbul'un Belediye Başkanı ne de bir ülkenin Başbakanı böyle ucuz polemikler yapmaz. Ucuz bir şantaj yapıyor, bunun adı şantajdır. Siz devletsiniz, siz hükümetsiniz, ben sizden her gün bir şeyler isteyeceğim tabii ki. Biz bir medya grubuyuz. CNN Türk için karasal yayın hakkı istedik. Suç mu işledik bunu isteyerek? Böyle bir şey olabilir mi! Diyor ki 'Ben her hafta onun bir şeyini açıklayacağım.' Hiç bekleme, hemen açıkla! Bu zulümdür, bu hukuksuzluktur. Benim bir hatam varsa hadi gelsinler beni tutuklasınlar. Biz bu ülkenin bağımsız medyasıyız. Bizim dışımızda neredeyse kimse kalmadı bağımsız. Bizde biat kültürü yok. Biz Türkiye'nin sesiyiz. Özgür medyanın olmadığı bir rejim olsa olsa diktatörlük rejimidir. Tags: A. Dogan Basbakan Recep Tayyip Erdogan'a Cevap Verdi... aydin hilton yalan haber hurriyet milliyet chp vatan radikal star ergenekon medya elestiri cevap kanal silahsor birand cnntürk |
User: unitedcyprus |
Kıbrıs Gerçekleri ve Mafyaların kıbrısda Terör Estirmesi BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE İŞGALİNİN GELİŞİMİ VE KIBRIS ÜSTÜNDEKİ TÜRK YÜNAN OYUNLARI : Aslında "Kıbrıs'ta ne oluyor" sorusundan önce "Kıbrıs'ta ne oldu?" sorusunu sormak gerekiyor. Stratejik önemi nedeniyle tarih boyunca başta İngiltere olmak üzere bütün sömürgeci güçlerin ilgisini çeken bu adadaki asıl keskin kutuplaşma 1950'lerden sonra başlamıştır. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Rum kesiminde Yunanistan faşist güçleri tarafından örgütlenen ve şovenist "Büyük Yunanistan" düşünü kuran Grivas'ın ırkçı EOKA-B çetesi sahneye çıkınca, Türk kesiminde de benzeri bir gelişme yaşanmış ve Türkiye'deki kontr-gerilla (Özel Harp Dairesi) tarafından örgütlenen bir başka faşist çete, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kurulmuştur. EOKA-B Türk azınlığa saldırırken, TMT de önce içerdeki solcuları, sendikacıları ve Türk-Rum kardeşliği savunucularını öldürmeye koyulur. İki tarafın da en büyük hedefi Türk ve Rum işçilerini birlikte örgütleyen sendikalardır. 1965'te Denktaş'ın örgütlediği TMT tarafından katledilen Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Michaulis tam da bu tanıma uyan sendikacılardır. 16 Ağustos 1960'ta İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ın garantörlüğünde resmen bir ortak Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda, olaylar iyice hızlanır. 1960'larda Yunanistan'da CIA ajanı Albaylar darbe yaptığında her şey tamamen çığırından çıkar ve sonunda Grivas'ın ölümüyle EOKA-B liderliğine oynayan Nikos Sampson'un darbe girişimiyle 1974'te ada patlamaya hazır hale gelir. Bu fırsatı kaçırmayan Türkiye askeri müdahalede bulunur ve adanın güneyini fiilen işgal eder. Ama asıl önemli olan işgal değil, işgalden sonra uygulanan politikalardır. Türkiye, durumunu sağlamlaştırmak ve işgali kalıcılaştırmak için özellikle Güney illerinden çok sayıda ailenin Kıbrıs'a göç etmesinin önünü açır, bizzat yerleştirir. Tabii ki bu insanlar, Rumların boşaltmak zorunda kaldığı (ve çoktan soyulup soğana çevrilmiş) köylere ve evlere yerleştirilir. Böylece ortaya iki tür Kıbrıslı çıkar: Kendilerini Kıbrıslı Türk olarak adlandıran yerliler ve sonradan yerleştirilen Türkler. Bu, aynı zamanda adanın bu bölümünün faşistleştirilmesinin de ilk adımıdır. MHP'nin adaya el atması ve (Batılı değerleri daha fazla benimseyen yerlilerden çok) göçmen Türkler üzerinde etki yaratması bu dönemde gerçekleşir. Bu arada cinayetler birbirini izlemekte ve adadaki devrimci ya da muhalif sesler boğulmaktadır. Bir yerde faşistler olur da orada pis işler olmaz mı? Aksi düşünülemez bile! Gerçekten de Kuzey Kıbrıs, bu noktadan sonra artık tam bir kara para, uyuşturucu ve fuhuş cenneti haline gelir. "Off-Shore Bankacılığı" denilen çok yüksek faizli uyduruk banka sistemi Kuzey Kıbrıs'a yerleşir. Diğer yandan büyük kumarhaneler ve oteller de faşist mafya çeteleri tarafından organize edilir. Bu arada nerede pis işler çeviren biri varsa Kuzey Kıbrıs'a uğramadan yapamaz. Tam bir Mafya cumhuriyeti kurulmuştur! Yalnızca Mafya değil, onunla işbirliği içinde olan kontr-gerilla şefleri ve istihbarat kadroları da Kuzey Kıbrıs'ı mekan seçerler. Susurluk olayındaki ünlü İsrail malı silahların aracılığını yapan MOSSAD'çı Ertaç Tinar, KKTC vatandaşıdır ve bu uydurma devletin Cenevre'deki uydurma fahri konsolosluğuna talip olurken referans gösterdiği kişi Mehmet Ağar'dır. Böylece kontr-gerilla ile MOSSAD arasındaki ilişkiler de yine bu adadan sürdürülür. Tags: Kıbrıs türkiye casino Cyprus War Gerçekler Faşizm Faşist harekat barış mafya |
User: turkisharmedforcess |
Milgem- Denize İndirilis- Turkish Corvette Made in Turkey Türk Deniz Kuvvetlerinin 12 adet korvet gemisi inşasını öngördüğü "MİLGEM" projesinde, projenin ismi olan "MİLGEM" (Milli Gemi), projenin hedefini özetlemekte olup, projede milli kaynakların azami oranda kullanılacağını ifade etmektedir. Bu kapsamda; gemi üzerine konacak sistemlerin yurtdışı üreticilerinin Türkiye'ye bilgi transferi ve gemi sistemlerinin büyük ölçüde milli imkanlarla imali, projenin ana hedefi olup MİLGEM Projesindeki Milli Katkı payının %80 civarında olacağı beklenmektedir.MİLGEM Projesi, ekonomik kullanım ömürlerini tamamlamakta olan mevcut karakol gemilerinin değiştirilmesi ihtiyacından doğmuştur. Bu proje kapsamında inşa edilecek gemiler, tüm gemi silah ve sensörlerinin entegre olduğu gelişmiş bir merkezi komuta kontrol sistemine sahip olacaktır. Gemiler tek başlarına veya Deniz Kuvvetlerinin diğer unsurlarıyla birlikte grup halinde operasyon yapabilecekler ve * Keşif / karakol * Arama - kurtarma * Denizaltı savunma harbi * Denizde terörist faaliyetlerin izlenmesi ve engellenmesi * Kıyı deniz ulaştırmasının kontrol / korunması görevlerini icra edeceklerdir. Gemilerin dizaynı, denenmiş ve başarılı olduğu kanıtlanmış iyi denizcilik özelliklerine sahip bir tekne formu esas alınarak geliştirilecektir. Yüksek beka kabiliyeti ve geç tespit edilme özellikleri görev ihtiyacı açısından en önemli hususlardır. Gemilerin stealth karakteristiklerinin iyi olması, radar kesit alanı, akustik iz ve sualtı gürültüsü değerlerinin düşük olması sağlanacaktır.Deniz Kuvvetlerinin önceki gemi inşa projeleri ile elde edilen tecrübelerinin gözden geçirilmesi sonucunda, Deniz Kuvvetlerinin gemi inşa tecrübe ve kapasitesinin Türkiye'deki özel sektör tersaneleri, üniversite ve milli sanayi imkanları ile birleştirilmesi ile bir açık deniz karakol gemisi boyut ve karmaşıklığında bir gemi inşa projesinin gerçekleştirilebileceği sonucuna varılmıştır. Böylece, birinci geminin dizayn ve inşasının İstanbul Tersanesi Komutanlığında tamamlanmasına karar verilmiştir. Diğer gemilerin inşasına ise imkan/kabiliyetlerine bağlı olarak yerli özel sektör tersanelerinde devam edilecektir.TCG HEYBELİADA ismi verilen birinci MİLGEM Korvetinin dizaynına İstanbul Tersanesi Komutanlığında oluşturulan MİLGEM Proje Ofisi tarafından 12 Mart 2004 tarihinde başlanmıştır. Geminin Ön Dizaynı Kasım 2004'te tamamlanmış olup 27 Eylül 2008 tarihinde düzenlenecek törenle denize indirilecektir. TCG HEYBELİADA'nın 2011 yılında hizmete girmesi hedeflenmektedir. Tags: milgem turk deniz kuvvetleri milli gemi tsk komando firkateyn korvet sas sat turkish naval forces heybeliada |
User: Anadolu058 |
Istanbul Güngören'de Hain Saldiri - Cumhurbaskani Gül Olay Yerini Ziyaret Etti... 30 Temmuz 2008 11:20 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 17 kişinin hayatını kaybettiği terörist saldırıların yaşandığı Güngören'de incelemelerde bulundu.. Gül'e eşi Hayrünnisa Gül de eşlik etti. Gül, Menderes Caddesi'ne geldiği andan itibaren vatandaşların yoğun ilgisi ile karşılaştı. Cumhurbaşkanınına ve eşine vatandaşlar alkış ve tezahüratlarda bulundu. Cumhurbaşkanı olaydan etkilenen esnafı da tek tek ziyaret ederek geçmiş olsun dileğinde bulundu. Gül, esnaflara zararlarının karşılanıp karşılanmadığını, ne gibi sıkıntıları olduğunu sordu. Gül kendisi ile toklaşmak isteyen vatandaşlarla da tek tek toklaştı. İkinci patlamanın olduğu yerde bir süre duran Gül, İstanbul Valisi Muammer Güler'den bilgi aldı. Terör kurbanlarının fotoğraflarının bulunduğu çelengi gösteren Gül, ''Bu insanların hepsi masumdu. Saldırıyı sahiplenenler utançlarından saklıyor, açıklayamıyor'' diyerek tepkisini dile getirdi. Gül daha sonra bir ses bombası olduğu olan ilk patlamanın olduğu yere gelerek burada da yetkililerden bilgi aldı. Cumhurbaşkanı daha sonra alkışlama yapacağı noktaya geldi. Gül burada da alkışlarla karşılandı. İlk izlenimlerini alan Gül oldukça üzgün görünüyordu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Göngören'deki terörist saldırıyı lanetleyerek, ''Burayı gezen ve gören herkes, bu terör olayını yapanların, bunun arkasında olanların, bunları planlayanların, bunlara cesaret verenlerin ne kadar insanlık dışı bir işle meşgul olduklarını görmektedir'' dedi. Gül, hazırlanan platformda da halka hitaben yaptığı konuşmada, birkaç gün önce bütün millet olarak duyulan acının gerçekten çok derin olduğunu belirterek, Güngören'e gelerek, Güngören halkı ve tüm Türk milletinin acısını bir kez daha paylaşmak istediğini kaydetti. Haince ve alçakça terör saldırısında hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, tüm yaralılara da acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Gül, şunları söyledi: ''Burayı gezen ve gören herkes, bu terör olayını yapanların, bunun arkasında olanların, bunları planlayanların, bunlara cesaret verenlerin ne kadar insanlık dışı bir işle meşgul olduklarını görmektedir. O kadar insanlık dışı bir iştir ki, masum insanlar, sivil insanlar, hatta bunların içerisinde çoğu çocuk, kadın bunlar bilinerek hedef alınmıştır. Bundan dolayı da hayatını kaybeden çocukların resimleri gazetelerde basıldığında utançlarından çıkıp sahiplenememektedirler bile. Bu kadar utanç verici, bu kadar alçakça bir iştir bu. Ama ne yazık ki terör dünyanın her tarafında vardır. Bugün dünya terörle beraber yaşamaktadır.'' ''Bu mücadelenin çok daha güçlü olması, bütün milletimizin de terörle mücadelenin arkasında olmalarından doğmaktadır. Bu acı günlerde hepimizin hiçbir şey düşünmeden, hiçbir farklılığı düşünmeden çok daha büyük dayanışma içinde olmamız gerekiyor. Bunu da gösteriyoruz. Herkes terörü lanetlemektedir ve herkes de bu dayanışma içindedir.'' Dünyanın her tarafından devlet başkanlarının mesajlar gönderdiğini ve desteklerini dile getirdiğini ifade eden Gül, hayatını kaybedenlerin ailelerine devlet başkanlarının başsağlığı dileklerini iletti. Abdullah Gül, devlet başkanlarının terörü şiddetle kınadıklarını ve terörle mücadelede birlikte olma sözü verdiklerini de ifade etti. ''İnşallah bu tip olaylar bir daha olmaz. Güvenlik güçlerimiz gece gündüz görevlerinin başındalar. Bu insanlık dışı olayı yapanlar, bu çocukları, kadınları, erkekleri öldürenler kesinlikle ortaya çıkarılacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bunu özellikle söylüyorum; güvenlik güçlerimize güveniyoruz. Onlar kesinlikle bu işi aydınlatacaklar, bu işi ortaya çıkaracaklardır. Bundan sonra bu tip olayların önlenmesi için güvenlik güçlerimiz, hepimiz büyük bir bilinç, şuur ve dayanışma içinde olacağız. Bundan da hiç şüphem yok.'' Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini ''Türk milletine ve Güngören halkına başsağlığı dileyerek ve acılarını paylaştığını'' ifade ederek tamamladı Gül ziyareti sırasında "buradaki esnafın, evlerdeki vatandaşların bütün herkesin zarar ve eksikleri karşılanacak" diyerek bölge halkına moral verdi. Tevfik Fikret Sokak'a giren Gül, kendisine buradaki bir apartmandan seslenen ve yanındaki kişilerin olayda ölen antrenör Hayrettin Güler'in yakınları olduğunu belirten bir vatandaşa, ''Başımız sağolsun'' dedi. Gül, daha sonra aynı sokaktaki Demirsoy Apartmanı'nda oturan ve olayda ölen Abdullah Gürler'in yakınlarına taziye ziyaretinde bulundu. Menderes Caddesi'ndeki esnafı da ziyaret eden Gül, esnafla sohbet ederek başsağlığı dileğini iletti. Bu arada bazı vatandaşlar, teröre karşı tepkilerini bağırarak dile getirirken, bir vatandaş da ''Bunlara maaş vermeyin'' diye bağırdı. Daha sonra vatandaşlar, Cumhurbaşkanı Gül'ü alkışlayarak, ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganı attı. Gül, daha sonra Okul Sokak'taki Üngör Apartmanı'na geçerek, olayda ölen Sabahat Kuş ve Mehmet Fikri Kuş çiftinin, yine olayda yaralanan kızları Oya Kuş ve yakınlarını ziyaret ederek, taziyelerini ve geçmiş olsun dileklerini iletti. HABER 7 Tags: Istanbul Güngören'de Hain Saldiri Cumhurbaskani Gül Olay Yerini Ziyaret Etti... pkk teror terörist güngören bomba tnt saldiri |
User: unitedcyprus |
Kıbrıs Gerçekleri Yazıları Okuyamayanlar için BİRİNCİ RESİM : Bu fotoğrafa iyi bakın! Orada gördüğünüz iki insan, Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Michaulis'tir... Bugünlerde, Kıbrıs görüşmelerinin bıktırıcı turlarından bilmemkaçıncısı gerçekleşirken, kimileri elde bayrak "Dayan Denktaş" diye sokağa dökülür, kimileriyse Türkiye'de bir türlü beceremedikleri AB operasyonunu adadan başlatmak derdine düşmüşken, bu iki isim pek bir anlam ifade etmeyebilir. Derviş Ali Kavazoğlu, Kıbrıs Sosyalist Partisi AKEL'in merkez komitesinin Türk üyesi bir sendikacıdır. Kostas Michaulis ise onun sendikacı arkadaşıdır. Bu iki insan, 11 Nisan 1965 tarihinde, Lefkoşe'deki bir toplantıdan Larnaka'ya giderlerken Denktaş'ın kurucuları arasında yer aldığı Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) tarafından otomatik silahlarla kısa mesafeden vurularak öldürüldüler. İkisi de sosyalistti, ikisi de adanın emperyalist çıkarlar doğrultusunda bölünmesine karşı çıkıyor ve iki halkın kardeşliğini savunuyorlardı. Ve fotoğrafta görüldüğü gibi, el ele öldüler. Yalnızca onlar da değil... 29 Mayıs 1959'da öldürülen İnkılapçı gazetesinin editörü Fazıl Önder ve 5 Haziran 1958'de öldürülen Kıbrıslı Türk Atletizm ve Kültür Merkezi yöneticilerinden Ahmet Yahya da TMT'nin ve Denktaş'ın kirli savaşının kurbanlarıdır. 2 Temmuz 1958'de Rum/Türk Kıbrıs Emek Federasyonu yöneticisi Ahmet Sadi'ye ve Arif Barudi'ye suikast girişimleri oldu. Ve sonra, 1962'de, Kıbrıslı Rum ve Türkler arasında daha yakın işbirliği taraftarı gazeteciler olan Hikmet ve Ahmet Gurkhan TMT tarafından öldürüldüler. En son örnek ise 1996'da da yine Rum ve Türkler arasında işbirliği öneren gazeteci Kıbrıslı Türk gazeteci Kutlu Adalı'nın öldürülmesidir. Ama şüphesiz bunlar içersinde en trajik ve sembolik olanı Kavazoğlu ve Mişaulis cinayetidir. Böylece TMT'nin vermek istediği ders, Rum ve Türk işçilerin birliğini sağlamak isteyenlerin sonunun ölüm olacağıdır. Adanın emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileri tarafından bölünmesine karşı duran, Türk-Rum dostluğu ve işbirliği için gerek siyasal, gerekse sendikal alanda çalışmalarını yürüten Kavazoğlu, sık sık yayımladığı bildiriler ve diğer yayın faaliyetleriyle, Kıbrıs Türk liderliğinin adayı bölme politikasını eleştirmektedir. Bu yüzden yakın dostlarıyla birlikte faşist yeraltı örgütünün hedefi haline gelmiştir. İKİNCİ RESİM :Biraz Geriye Gidersek... Ama hepsi bu kadar değil... Kavazoğlu ve Michaulis'in şahsında bitirilmek istenen şey, Kıbrıs işçi sınıfının hiç küçümsenemeyecek ortak mücadele tarihidir. Bugün kafaları Annan, De Soto, Papadopulos, vb. gibi doldurulmuş birçok sosyalistin bile bilmediği gerçek, Kıbrıs adasının aslında belli bir sınıf mücadelesi tarihine sahip olduğudur. Bu tarihin ilk halkaları, İngiliz egemenliği günlerine kadar gider. Kıbrıs'ın kontrolünü 1878'de devraldıktan sonra 1914'e kadar Osmanlı adına vergi toplayan İngiltere, Birinci Paylaşım Savaşı'nın başlaması üzerine adaya tümüyle el koyduğunda ilk kıpırdanmalar başlar. İlk ayaklanma 1931'de İngiliz Vali Sir Ronald Storrs gümrük vergisini artırdığında patlar. Daha sonraları, 1930 ve 40'lar boyunca Kıbrıslı Türk ve Rum kökenli işçiler Taşımacılık ve Liman İşçileri Sendikası'nda ortak mücadele yürütürler. 6 Mart 1939'da Limasol Hamal Sendikası'nın kuruluş toplantısına 40 Kıbrıslı Türk katılır. Magosa Hamal Sendikası komitesinde ise eşit sayıda Türk ve Rum vardır. 1938-48 döneminde Türk ve Rum işçiler sekiz saatlik çalışma günü, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, çalışma yasaları, sosyal güvenlik, ücret artışı vs. için ortak bir mücadele yürütürler. Peş peşe gelen grevlerde Kıbrıslı Türk ve Rumlar patronlara ve İngiliz sömürgeciliğine karşı omuz omuza mücadele ederler. 1948'de iki bin Türk ve Rum işçisinin, Amerikan Madencilik Şirketi'ne karşı başlattığı grev, 3 Ocak'tan 16 Mayıs'a kadar dört ay sürer. Polis 3 ve 8 Mart'ta ateş açarak çok sayıda işçiyi yaralar ve 76 işçi eşleriyle birlikte iki yıla varan hapis cezaları alırlar. Ceza alan 76 işçinin 17'si Türktür. Ermeni, Rum ve Türklerden oluşan demiryolu çalışanları ise 1941 yılında greve çıkarlar. Grevi durdurmayı reddeden grev komitesi (ki onların da üçü Türktür) İngiliz sömürge yönetimi tarafından tutuklanarak hapse atılır. Ermeni, Rum ve Türk işçilerin yaygın protestoları sonucu mahkumlar serbest bırakılır. Grev ise bütün taleplerini kazanır. Kıbrıslı Türk ve Rum işçiler arasındaki işbirliği, 1944'de ayrı Türk sendikaları kurulmasına rağmen devam eder. Kıbrıslı Türk işçilerin yarıdan fazlası ortak sendikalarda kalmayı tercih ederler. Tags: TMT DENKTAŞ GERÇEK EOKA KIBRISI TAKSİM FAŞİST EMPERYALİST KIBRIS TÜRKİYE GREECE CYPRUS |
User: turkisharmedforcess |
MILGEM PROJESI - TURKISH NAVAL FORCES Made in Turkey Türk Deniz Kuvvetlerinin 12 adet korvet gemisi inşasını öngördüğü "MİLGEM" projesinde, projenin ismi olan "MİLGEM" (Milli Gemi), projenin hedefini özetlemekte olup, projede milli kaynakların azami oranda kullanılacağını ifade etmektedir. Bu kapsamda; gemi üzerine konacak sistemlerin yurtdışı üreticilerinin Türkiye'ye bilgi transferi ve gemi sistemlerinin büyük ölçüde milli imkanlarla imali, projenin ana hedefi olup MİLGEM Projesindeki Milli Katkı payının %80 civarında olacağı beklenmektedir.MİLGEM Projesi, ekonomik kullanım ömürlerini tamamlamakta olan mevcut karakol gemilerinin değiştirilmesi ihtiyacından doğmuştur. Bu proje kapsamında inşa edilecek gemiler, tüm gemi silah ve sensörlerinin entegre olduğu gelişmiş bir merkezi komuta kontrol sistemine sahip olacaktır. Gemiler tek başlarına veya Deniz Kuvvetlerinin diğer unsurlarıyla birlikte grup halinde operasyon yapabilecekler ve * Keşif / karakol * Arama - kurtarma * Denizaltı savunma harbi * Denizde terörist faaliyetlerin izlenmesi ve engellenmesi * Kıyı deniz ulaştırmasının kontrol / korunması görevlerini icra edeceklerdir. Gemilerin dizaynı, denenmiş ve başarılı olduğu kanıtlanmış iyi denizcilik özelliklerine sahip bir tekne formu esas alınarak geliştirilecektir. Yüksek beka kabiliyeti ve geç tespit edilme özellikleri görev ihtiyacı açısından en önemli hususlardır. Gemilerin stealth karakteristiklerinin iyi olması, radar kesit alanı, akustik iz ve sualtı gürültüsü değerlerinin düşük olması sağlanacaktır.Deniz Kuvvetlerinin önceki gemi inşa projeleri ile elde edilen tecrübelerinin gözden geçirilmesi sonucunda, Deniz Kuvvetlerinin gemi inşa tecrübe ve kapasitesinin Türkiye'deki özel sektör tersaneleri, üniversite ve milli sanayi imkanları ile birleştirilmesi ile bir açık deniz karakol gemisi boyut ve karmaşıklığında bir gemi inşa projesinin gerçekleştirilebileceği sonucuna varılmıştır. Böylece, birinci geminin dizayn ve inşasının İstanbul Tersanesi Komutanlığında tamamlanmasına karar verilmiştir. Diğer gemilerin inşasına ise imkan/kabiliyetlerine bağlı olarak yerli özel sektör tersanelerinde devam edilecektir.TCG HEYBELİADA ismi verilen birinci MİLGEM Korvetinin dizaynına İstanbul Tersanesi Komutanlığında oluşturulan MİLGEM Proje Ofisi tarafından 12 Mart 2004 tarihinde başlanmıştır. Geminin Ön Dizaynı Kasım 2004'te tamamlanmış olup 27 Eylül 2008 tarihinde düzenlenecek törenle denize indirilecektir. TCG HEYBELİADA'nın 2011 yılında hizmete girmesi hedeflenmektedir. Tags: milgem turk deniz kuvvetleri milli gemi tsk komando firkateyn korvet sas sat turkish naval forces |
User: tambagimsiz |
Kıbrıs Türk'ün Vatanıdır - BTP Mitingi - Ankara (1/8) KIBRIS YAVRUVATAN DEĞİL, VATANDIR Ellerine Türk bayrağını alan onbinler, Ankara Tandoğan Meydanı'nda BTP'nin "Kıbrıs Türkün Vatanıdır" mitingine koştu Mitingte konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, veciz ve etkileyici ifadelerle yüklü konuşmasında "Kıbrıs Yavruvatan değil, Vatandır" dedi. Prof. Dr. Baş, "Şehitlik ve gazilik ruhu ile vatanımıza sahip çıktığımız süre içinde hiç kimse bu vatanı yabancı güçlere asla devredemeyecektir" dedi. Ankara Tandoğan Meydanı dün olağanüstü günlerinden birini yaşadı. 500 bini aşkın vatandaş, ellerinde Türk bayraklarıyla Tandoğan Meydanı'nı ve meydana çıkan ara sokakları hıncahınç doldurdu. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Kıbrıs Türkün Vatanıdır" mitinginde yaptığı konuşmaya veciz bir ifade ile başladı. "Şehitlik ve gazilik ruhu ile vatanımıza sahip çıktığımız süre içinde hiç kimse bu vatanı yabancı güçlere asla devredemeyecektir" diyen BTP Lideri Prof. Baş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün milli davamız 'Kıbrıs' açısından anlamlı ve önemli bir gündür. Zira bugün, Kıbrıs başta olmak üzere topyekûn vatanın ve milletin tam bağımsızlığını, var oluşunu ya da AB mezarlığına gömülüşünü gündem ediyoruz." Kıbrıs'ın Rumla ilgisi yok Prof. Dr. baş, Kıbrıs'ın Anadolu'nun bir parçası olduğunu vurğulayarak, adanın Yunanistan'la hiçbir ilgisi olmadığını dile getirdi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: "Kıbrıs adası Doğu Akdeniz'in merkezinde yer almaktadır. Ve adeta kalbi mesabesindedir. Kıbrıs'ı elinde bulunduran Doğu Akdeniz'e ve Doğu Akdeniz'deki ticarete hükmeder. Ortadoğu bölgesinde özellikle Suriye, Lübnan ve en önemlisi İsrail devletlerinin deniz yollarını kontrol eder. Bugün ABD Kürt devletinin denize açılması için Suriye üzerinden bir koridor oluşturup, buradan dünya ile deniz yolu bağlantısı sağlamaya çalışmaktadır. Kıbrıs'ı elinde tutan Doğu Akdeniz'i elinde tutacağı için KKTC, ABD'nin bu planının önündeki bir engeldir. İsrail açısından düşünürsek Kıbrıs adası vazgeçilmez bir stratejik üstür. Ve İsrail buraya sahip olmak böylelikle hem kendi güvenliğini sağlama almak hem de Doğu Akdeniz'in sahibi olmak istemektedir. Dolayısıyla Kıbrıs'a sahip olan bir Türkiye İsrail'i kontrol altında tutabilir. Aksi takdir de İsrail'in önü açılır. Kıbrıs'ı kontrol eden Süveyş kanalını da kontrol eder. Bunun anlamı Uzakdoğu ülkeleri (Çin, Japonya vs) ile AB ve Rusya arasındaki ticari deniz yollarının da kontrolü anlamına gelmektedir. Kıbrıs Uzakdoğu ile ABD ve BDT ülkeleri arasında Süveyş kanalının çıkışında Doğu Akdeniz'in tam ortasında bir ekonomik lojistik ikmal merkezi konumundadır. Burasını depo haline getirenler buradan deniz yolu ile AB ülkelerine ve BDT ülkelerine çok rahat ulaşabilirler. Kıbrıs aynı zamanda başta ifade ettiğimiz gibi Anadolu'ya da hâkim bir ada konumundadır. Kıbrıs'taki deniz ve hava üslerine hâkim olan güçler Anadolu'ya da rahatça hükmedebilirler. Türkiye'yi kendine hedef seçenler için Kıbrıs vazgeçilmez bir deniz ve hava üssüdür. Türkiye'yi dört bir yandan kuşatmış olan Yunanistan da, Bulgaristan da, Gürcistan da, Azerbaycan da, Irak ta üs bulunduran ABD şimdide Suriye ve Kıbrıs'a göz dikmiş ve bu yolla Türkiye'nin dört bir yandan kuşatılması tamamlanmış olacaktır." Kıbrıs yoksa Türkiye de yok http://www.btp.org.tr/index.php?sayfa=icsayfa&sirano=601 (more) Tags: Kıbrıs Yavru Vatan Rauf Denktaş Cyprus Bağımsız Türkiye Haydar Baş Ankara Tandoğan Cumhuriyet Atatürk Türk |
User: tambagimsiz |
Kıbrıs Türk'ün Vatanıdır - BTP Mitingi - Ankara (3/8) KIBRIS YAVRUVATAN DEĞİL, VATANDIR Ellerine Türk bayrağını alan onbinler, Ankara Tandoğan Meydanı'nda BTP'nin "Kıbrıs Türkün Vatanıdır" mitingine koştu Mitingte konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, veciz ve etkileyici ifadelerle yüklü konuşmasında "Kıbrıs Yavruvatan değil, Vatandır" dedi. Prof. Dr. Baş, "Şehitlik ve gazilik ruhu ile vatanımıza sahip çıktığımız süre içinde hiç kimse bu vatanı yabancı güçlere asla devredemeyecektir" dedi. Ankara Tandoğan Meydanı dün olağanüstü günlerinden birini yaşadı. Onbinlerce vatandaş, ellerinde Türk bayraklarıyla Tandoğan Meydanı'nı ve meydana çıkan ara sokakları hıncahınç doldurdu. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Kıbrıs Türkün Vatanıdır" mitinginde yaptığı konuşmaya veciz bir ifade ile başladı. "Şehitlik ve gazilik ruhu ile vatanımıza sahip çıktığımız süre içinde hiç kimse bu vatanı yabancı güçlere asla devredemeyecektir" diyen BTP Lideri Prof. Baş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün milli davamız 'Kıbrıs' açısından anlamlı ve önemli bir gündür. Zira bugün, Kıbrıs başta olmak üzere topyekûn vatanın ve milletin tam bağımsızlığını, var oluşunu ya da AB mezarlığına gömülüşünü gündem ediyoruz." Kıbrıs'ın Rumla ilgisi yok Prof. Dr. baş, Kıbrıs'ın Anadolu'nun bir parçası olduğunu vurğulayarak, adanın Yunanistan'la hiçbir ilgisi olmadığını dile getirdi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: "Kıbrıs adası Doğu Akdeniz'in merkezinde yer almaktadır. Ve adeta kalbi mesabesindedir. Kıbrıs'ı elinde bulunduran Doğu Akdeniz'e ve Doğu Akdeniz'deki ticarete hükmeder. Ortadoğu bölgesinde özellikle Suriye, Lübnan ve en önemlisi İsrail devletlerinin deniz yollarını kontrol eder. Bugün ABD Kürt devletinin denize açılması için Suriye üzerinden bir koridor oluşturup, buradan dünya ile deniz yolu bağlantısı sağlamaya çalışmaktadır. Kıbrıs'ı elinde tutan Doğu Akdeniz'i elinde tutacağı için KKTC, ABD'nin bu planının önündeki bir engeldir. İsrail açısından düşünürsek Kıbrıs adası vazgeçilmez bir stratejik üstür. Ve İsrail buraya sahip olmak böylelikle hem kendi güvenliğini sağlama almak hem de Doğu Akdeniz'in sahibi olmak istemektedir. Dolayısıyla Kıbrıs'a sahip olan bir Türkiye İsrail'i kontrol altında tutabilir. Aksi takdir de İsrail'in önü açılır. Kıbrıs'ı kontrol eden Süveyş kanalını da kontrol eder. Bunun anlamı Uzakdoğu ülkeleri (Çin, Japonya vs) ile AB ve Rusya arasındaki ticari deniz yollarının da kontrolü anlamına gelmektedir. Kıbrıs Uzakdoğu ile ABD ve BDT ülkeleri arasında Süveyş kanalının çıkışında Doğu Akdeniz'in tam ortasında bir ekonomik lojistik ikmal merkezi konumundadır. Burasını depo haline getirenler buradan deniz yolu ile AB ülkelerine ve BDT ülkelerine çok rahat ulaşabilirler. Kıbrıs aynı zamanda başta ifade ettiğimiz gibi Anadolu'ya da hâkim bir ada konumundadır. Kıbrıs'taki deniz ve hava üslerine hâkim olan güçler Anadolu'ya da rahatça hükmedebilirler. Türkiye'yi kendine hedef seçenler için Kıbrıs vazgeçilmez bir deniz ve hava üssüdür. Türkiye'yi dört bir yandan kuşatmış olan Yunanistan da, Bulgaristan da, Gürcistan da, Azerbaycan da, Irak ta üs bulunduran ABD şimdide Suriye ve Kıbrıs'a göz dikmiş ve bu yolla Türkiye'nin dört bir yandan kuşatılması tamamlanmış olacaktır." Kıbrıs yoksa Türkiye de yok http://www.btp.org.tr/index.php?sayfa=icsayfa&sirano=601 Tags: Kıbrıs Yavru Vatan Rauf Denktaş Cyprus Bağımsız Türkiye Haydar Baş Ankara Tandoğan Cumhuriyet Atatürk Türk |
User: tambagimsiz |
Kıbrıs Türk'ün Vatanıdır - BTP Mitingi - Ankara (2/8) KIBRIS YAVRUVATAN DEĞİL, VATANDIR Ellerine Türk bayrağını alan onbinler, Ankara Tandoğan Meydanı'nda BTP'nin "Kıbrıs Türkün Vatanıdır" mitingine koştu Mitingte konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, veciz ve etkileyici ifadelerle yüklü konuşmasında "Kıbrıs Yavruvatan değil, Vatandır" dedi. Prof. Dr. Baş, "Şehitlik ve gazilik ruhu ile vatanımıza sahip çıktığımız süre içinde hiç kimse bu vatanı yabancı güçlere asla devredemeyecektir" dedi. Ankara Tandoğan Meydanı dün olağanüstü günlerinden birini yaşadı. 500 bini aşkın vatandaş, ellerinde Türk bayraklarıyla Tandoğan Meydanı'nı ve meydana çıkan ara sokakları hıncahınç doldurdu. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Kıbrıs Türkün Vatanıdır" mitinginde yaptığı konuşmaya veciz bir ifade ile başladı. "Şehitlik ve gazilik ruhu ile vatanımıza sahip çıktığımız süre içinde hiç kimse bu vatanı yabancı güçlere asla devredemeyecektir" diyen BTP Lideri Prof. Baş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün milli davamız 'Kıbrıs' açısından anlamlı ve önemli bir gündür. Zira bugün, Kıbrıs başta olmak üzere topyekûn vatanın ve milletin tam bağımsızlığını, var oluşunu ya da AB mezarlığına gömülüşünü gündem ediyoruz." Kıbrıs'ın Rumla ilgisi yok Prof. Dr. baş, Kıbrıs'ın Anadolu'nun bir parçası olduğunu vurğulayarak, adanın Yunanistan'la hiçbir ilgisi olmadığını dile getirdi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: "Kıbrıs adası Doğu Akdeniz'in merkezinde yer almaktadır. Ve adeta kalbi mesabesindedir. Kıbrıs'ı elinde bulunduran Doğu Akdeniz'e ve Doğu Akdeniz'deki ticarete hükmeder. Ortadoğu bölgesinde özellikle Suriye, Lübnan ve en önemlisi İsrail devletlerinin deniz yollarını kontrol eder. Bugün ABD Kürt devletinin denize açılması için Suriye üzerinden bir koridor oluşturup, buradan dünya ile deniz yolu bağlantısı sağlamaya çalışmaktadır. Kıbrıs'ı elinde tutan Doğu Akdeniz'i elinde tutacağı için KKTC, ABD'nin bu planının önündeki bir engeldir. İsrail açısından düşünürsek Kıbrıs adası vazgeçilmez bir stratejik üstür. Ve İsrail buraya sahip olmak böylelikle hem kendi güvenliğini sağlama almak hem de Doğu Akdeniz'in sahibi olmak istemektedir. Dolayısıyla Kıbrıs'a sahip olan bir Türkiye İsrail'i kontrol altında tutabilir. Aksi takdir de İsrail'in önü açılır. Kıbrıs'ı kontrol eden Süveyş kanalını da kontrol eder. Bunun anlamı Uzakdoğu ülkeleri (Çin, Japonya vs) ile AB ve Rusya arasındaki ticari deniz yollarının da kontrolü anlamına gelmektedir. Kıbrıs Uzakdoğu ile ABD ve BDT ülkeleri arasında Süveyş kanalının çıkışında Doğu Akdeniz'in tam ortasında bir ekonomik lojistik ikmal merkezi konumundadır. Burasını depo haline getirenler buradan deniz yolu ile AB ülkelerine ve BDT ülkelerine çok rahat ulaşabilirler. Kıbrıs aynı zamanda başta ifade ettiğimiz gibi Anadolu'ya da hâkim bir ada konumundadır. Kıbrıs'taki deniz ve hava üslerine hâkim olan güçler Anadolu'ya da rahatça hükmedebilirler. Türkiye'yi kendine hedef seçenler için Kıbrıs vazgeçilmez bir deniz ve hava üssüdür. Türkiye'yi dört bir yandan kuşatmış olan Yunanistan da, Bulgaristan da, Gürcistan da, Azerbaycan da, Irak ta üs bulunduran ABD şimdide Suriye ve Kıbrıs'a göz dikmiş ve bu yolla Türkiye'nin dört bir yandan kuşatılması tamamlanmış olacaktır." Kıbrıs yoksa Türkiye de yok http://www.btp.org.tr/index.php?sayfa=icsayfa&sirano=601 Tags: Kıbrıs Yavru Vatan Rauf Denktaş Cyprus Bağımsız Türkiye Haydar Baş Ankara Tandoğan Cumhuriyet Atatürk Türk |